Stephen Hawking – Zamanın Daha Kısa Tarihi

İlber Ortaylı‘yla başladığım roman dışında okuduğum kitaplar serisine, lise yıllarımdan beri hakkında kafa yormaktan kendimi alamadığım fizik, astrofizik, uzay ve evren gibi konuların üzerine eğilen Zamanın Daha Kısa Tarihi ile devam ettim.

İnsan ve Evren

Stephen Hawking’in imzası bulunan ve oldukça bilinen bir kitap olan Zamanın Daha Kısa Tarihi öğrendiğim bilgileri tekrar hatırlamak ve üzerlerine yeni şeyler koyabilmek için en iyi başlangıçlardan biri olduğuna inanıyordum ve yanılmamışım da. Başından sonuna kadar gözümü kırpmadan, pür dikkat okudum. Bilim tarihindeki önemli karakterleri öne çıkarıp, bu olağanüstü insanlar sayesinde astronomi ve fiziğin adım adım nasıl ilerlediğini anlatması kitabı beklediğimden çok daha akıcı hale getirmiş. Uzay-zaman düzlemine bir de insan faktörü eklenince daha anlaşılır oluyor sanırım. İnsanın ağzını açık bırakan fizik kurallarını kavraması daha kolaylaşıyor.

Stephen Hawking - Zamanın Daha Kısa Tarihi

Ancak itiraf etmem gerekir ki kitap sonlara doğru iyice kuramsal ve varsayımsal bilgiler verdiği için kafam allak bullak oldu. Hatta hiçbir şey anlamadığım bir paragraf oldu ki en az 15 kere okudum(çeviride de hata olabilir emin değilim). Bu da akıcılığı bir miktar etkiledi tabi. Yine de evrenle ilgili bilgilere olan açlığım bu boşluğu doldurmaya yetti.

Cosmos ve Zamanın Daha Kısa Tarihi

Enteresan olansa kitabı okurken sanki Neil deGrasse Tyson‘ın hazırladığı ve bana göre televizyon tarihinde, televizyon için yapılmış en iyi yapım olan(dizi, film, belgesel hepsi dahil) Cosmos‘u izliyormuşum gibi hissettim. Cosmos belgeseli ufkumu açmadaki en önemli mihenk taşlarından biriydi. Haluk Bilginer’in de muazzam seslendirmesiyle gerçek anlamda sıradışı bir belgeseldi. Tekrar tekrar defalarca sıkılmadan izlettirdi kendini. Zamanın Daha Kısa Tarihi ile Cosmos birbirlerini tamamlar nitelikte.

Cosmos A Space Time Odyssey

Kendime Notlar

Altını çizdiğim, beni şaşırtan birkaç enteresan bilimsel bilgi;

  • Eski Yunanlılar gece göğündeki ışıkların doğudan-batıya sürekli hareket etmelerinden ötürü bu ışıklara Yunanca’da “gezgin” anlamına gelen “planet” adını vermişler.
  • Nesne ışık hızına yaklaştıkça kütlesi daha da hızlı artar ve onu daha da hızlandırmak için daha da fazla enerji gerekir. Görelilik kuramına göre, bir nesne asla ışık hızına ulaşamaz, çünkü o zaman sonsuz bir kütleye ulaşması gerekir. Yalnızca ışık ya da kendine ait kütlesi olmayan dalgalar ışık hızında hareket edebilir.
  • İçinde bulunduğumuz Samanyolu Galaksisi yüz bin ışık yılı genişliğindedir. Galaksimizin sarmal kollarındaki yıldızlar, merkezin etrafını birkaç yüz milyon yılda bir ancak dönerler.
  • Görebildiğimiz beş bin yıldız, sadece bizim galaksimizdeki yıldızların ancak milyarda biridir. Samanyolu, gelişmiş teleskoplarla görülen ve her biri ortalama yüz milyon yıldız içeren, yüz milyondan fazla galaksiden sadece biridir.
  • Galaksimizin merkezinde, Güneşimizden milyon kat büyük kütleli bir kara delik bulunmaktadır.
  • Bir süpernova patlaması o kadar büyüktür ki, galaksisinde bulunan bütün yıldızların toplamından daha çok ışık çıkarabilir. Bunun bir örneği, Yengeç Bulutsusu olarak kalıntılarını gördüğümüz bir süpernovadır. Bu süpernovayı Çinliler 1057‘de kaydetmişler. Yıldız yaklaşık beş bin ışık yılı uzakta patlamasına rağmen, aylarca gözle görülebilmiş; o kadar parlakmış ki, gündüz bile görülebiliyor, geceleri ışığında okunabiliyormuş.
  • Bir elektronun elektrik yükü sadece birazcık farklı olsaydı, yıldızların elektromanyetik ve kütleçekimi kuvvetleri bozulur, ne hidrojen helyumu yakabilir ne de patlayabilirlerdi. Her iki durumda da hayat olmazdı.

Son Söz

Farklı şeyler öğrenmek, hayata ve yaşama farklı açılardan bakmak için çok ideal bir kitap. Önceden dediğim gibi, insanın ufku genişliyor. Şimdi hedefimde Carl Sagan’ın yazdığı “Kozmos Evrenin ve Yaşamın Sırları” var. Sağlıcakla kalın…

Bir Cevap Yazın