Tezer Özlü – Yaşamın Ucuna Yolculuk

Yaşamın Ucuna Yolculuk’la ilgili konuşmadan önce biraz ben.. Lise çağlarımdan beri varoluşçu fikirler üzerine çokça düşünüdüp kafa yoruyorum. Var olmak hep garibime giden, anlamakta zorlandığım bir durum oldu benim için. Nedenler, nasıllar, niçinler sürekli kafamı meşgul etti. Yine lisede ve üniversitenin ilk yıllarında cevapları kitaplarda aramaya çalıştığımda ise manevi olarak istediğim şeyleri elde edemedim. En azından öyle hissettim. Doğruyu söylemek gerekirse muhtemelen kafam basmadı. Bu gerçeği kabullenemesem de okumaya çalıştığım yapıtlar Camus, Sartre, Dostoyevski gibi isimlerin kitaplarıydı. Hafifletici bir sebep sayılabilir, ne dersiniz?

Gel zaman git zaman uzunca bir süre kitaplarla arama mesafe girdi. Hiç okumadım. Umrum da olmadı. Neyse ki sonraları sahalara geri döndüm. Hangi kitapla nasıl oldu hatırlamıyorum o ayrı. Ama bir gün Tezer denen bir kadın olduğunu ve hissetiği acıyı yazdığı satırlarda çok iyi yansıttığını öğrendim. Hakkında öğrendiğim her bilgi, beni adını daha önce hiç duymadığım bu kadına bir adım daha yaklaştırıyordu. Yapılan alıntılar sanki benim ağzımdan dökülen sözcüklermiş gibi hissediyordum. İşte bu dedim ve göz açıp kapayıncaya kadar geçen bir sürede bütün kitaplarını aldım.

Yaşamın Ucuna Yolculuk

Tezer’le tanışmam aşağı yukarı işte böyle oldu. Onu okumayı kendime bir görev belledim ve en çok alıntı yapılan, adından en çok bahsedilen kitabı olan Yaşamın Ucuna Yolculuk’la Tezer’in dünyasına adımımı attım.

Sordukları zaman, bana ne iş yaptığımı, evli olup olmadığımı, kocamın ne iş yaptığını, ana babamın ne olduklarını sordukları zaman, ne gibi koşullarda yaşadığımı, yanıtlarımı nasıl memnunlukla onayladıklarını yüzlerinde okuyorum. Ve hepsine haykırmak istiyorum. Onayladığınız yanıtlar yalnızca bir yüzey. Ne düzenli bir iş, ne iyi bir konut, ne sizin medeni durum dediğiniz durumsuzluk, ne de başarılı bir birey olmak ya da sayılmak benim gerçeğim değil. Bu kolay olgulara, siz bu düzeni böylesine saptadığınız için ben de eriştim. Hem de hiç bir çaba harcamadan. Belki de hiç istediğim gibi çalışmadan. istediğiniz düzeye erişmek o denli kolay ki… Ama insanın gerçek yeteneğini, tüm yaşamını, kanını, aklını, varoluşunu verdiği iç dünyasının olgularının sizler için hiç bir değeri yok ki. bırakıyorsun insan onları kendisiyle birlikte gömsün. Ama hayır, hiç değilse susarak hepsini yüzünüze haykırmak istiyorum. Sizin düzeninizle, akıl anlayışınızla, namus anlayışınızla, başarı anlayışınızla bağdaşan hiç yönüm yok. Aranızda dolaşmak için giyiniyorum, hem de iyi giyiniyorum. İyi giyinene iyi değer verdiğiniz için. İçgüdülerimi hiç bir işte uygulamama izin vermediğiniz için. Hiç bir çaba harcamadan bunları yapabiliyorum, bir şey yapıldı sanıyorsunuz. Yaşamım boyunca içimi kemirttiniz. Evlenizle. Okullarınızla. İş yerlerinizle. Özel ya da resmi kuruluşlarınızla içimi kemirttiniz. Ölmek istedim, dirilttiniz. Yazı yazmak istedim, aç kalırsın, dediniz. Aç kalmayı dendim, serum verdiniz. Delirdim, kafama elektrik verdiniz. Hiç aile olmayacak insanla bir araya geldim, gene aile olduk. Ben bütün bunların dışındayım. Şimdi tek konuğu olduğum bu otelden ayrılırken, hangi otobüs ya da tren istasyonuna, hangi havaalanı ya da hangi limana doğru gideceğimi bilmediğim bu sabahta, iyi, başarılı, düzenli bir insandan başka her şey olduğumu duyuyorum.

Öncelikle, kitap bir tür seyahat/anı kitabı gibi. Hayranı olduğu Pavese’nin izlerini Avrupa’da takip ediyor Tezer ve kitabında da çok sık Pavese’den alıntı yapıyor. Yaptığı alıntıların etrafında dolaşarak da kendi fikirlerini ve hislerini okuyucuya sunuyor. Ancak kitabı okumakta ilk zamanlarda zorlandım. Çünkü birbirinden kopuk paragraflar var. Bazen birbirini takip eden cümlelerde bile kopukluk oluyor, kafanızda bir bütünlük sağlayamıyorsunuz. Bu durum, alışana kadar biraz zorluyor. Bunun sanırım en büyük nedenlerinden biri sürekli yaptığı alıntılar.

Yaşamın Ucuna Yolculuk daha çok topluma ve toplumun değerlerine karşı bir başkaldırı, bir isyan gibi. Yukarıdaki alıntı bana göre Türkçe okuduğum kitaplar içinde toplumun dayatmalara karşı en fazla anarşi barındıran paragraf. Çok ama çok güçlü cümleler. Hem alay ediyor hem nefret kusuyor. Gerçekten muazzam.

Tezer Özlü - Yaşamın Ucuna Yolculuk

Tezer

Yine de bu kadar özgür olan bir insanın bu kadar acı çekiyor olmasını anlamlandıramadığım zamanlar oldu. Bazen bu kadar da acı çekiyor olamaz dedim kendi kendime. Ancak kitabın sonlarına doğru, Yaşamın Ucuna Yolculuk’u yavaş yavaş hazmetmeye başladığımda, bunun beyhude bir düşünce olduğunu, Tezer için var olmanın bile dayanılmaz olduğunu anladım. Umuyorum çok erken göçüp gittiğin bu dünyadan sonra gittiğin yerde huzura ermişsindir Tezer.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.