Tara Westover – Talebe

Herkesin eve tıkılıp kaldığı şu günlerde hala işe gidiyor olmak sağlığım açısından beni tedirgin etse de iş yerinde sosyalleşmek o tedirginliğin üzerini ince bir tülle örtüyor. Çalıştırıldığım için hem küfrediyor hem de içten içe o kadar da kötü olmadığını kendime telkin ediyorum. İstediğim şey karantinayı bahane ederek biraz dinlenmek mi yoksa gerçekten salgından korunmak mı emin değilim. Sanırım ikisinden de biraz biraz. Ben kendi çelişkilerimde boğulurken, kendisiyle yüzleşmeyi başaran ve hayatını açık yüreklilikle anlatan Tara Westover‘ın Talebe kitabı için bir şeyler yazmak benim için daha kolay olacak.

Tara Westover


Talebe

Bill Gates yaptığı bağışlar ve sosyal farkındalık çalışmaları sayesinde hala gündemde kalmayı başarmasının yanı sıra kendi kaleme aldığı yazılarını paylaştığı bir de bloga sahip. Güncel konulara ışık tutan makalelerle beraber okuduğu ve tavsiye ettiği kitapları da blogunda yayınlıyor. Talebe’yle (ing:Educated) tanışmam da bu blog sayesinde gerçekleşti.

Mormon‘luğu benimsemiş, hastane, okul gibi kamu kurumlarının yanı sıra doğrudan doğruya devleti reddeden bir ailede dünyaya gelen Tara Westover, başından geçenleri ve hayatındaki dönüm noktalarını otobiyografi kitabında biz okuyucuyla bütün çıplaklığıyla paylaşıyor.

6 kardeşi ve ebeveynleriyle sosyal hayattan tamamen izole, kendi gerçekliğinde yaşayan Tara, küçük yaşlardan itibaren ailesinin hurdalığında çalışmaya başlıyor. Çalışmasından ve ailesinin okulda verilen eğitime karşı olmasından ötürü neredeyse hiç eğitim almıyor Tara. Öyle bir izolasyon ki bu, 17 yaşına kadar herhangi bir sınıfa dahi adımını atamıyor. Hayatındaki her şey aleyhine olmasına rağmen, profesyonel bir şekilde şarkı söylemeyi öğrenmek için sınavı kazanarak girdiği Brigham Young Üniversitesi’nden Cambridge‘de tarih doktorasına kadar uzanan bir kariyere imza atıyor.

Bu başarıyı anlamlı kılan ve büyüleyici yapan Tara’nın kendi kendini eğitmesinden ziyade içinde yaşadığı ailenin bağnaz düşüncelerinden sıyrılabilmesidir. Çok yakın zamanda dünyanın sonunun geleceğine inanan bir babanın himayesinden çıkmak yazıldığı kadar kolay olmasa gerek. Onun öğrettiği doğruların aslında yanlış olduğunu fark etmesi, kendisine dayatılan yaşam biçimini reddedebilmesi, Tara’nın başarılarını olağanüstü yapan ince ayrıntılar benim için.

Kitap bir otobiyografi olmasına rağmen bir roman gibi etki bıraktı üzerimde. Nefret, öfke, isyan gibi duyguları çok canlı şekilde hissetmeme neden oldu. Özellikle aile içinde yaşanan şiddet olaylarında sinirden ne yapacağımı bilemedim. Eminim çoğu okur benimle aynı ruh haliyle okumuştur yaşananları.


Son Söz

Son zamanlarda biyografi/anı türüne ilgimin artmasından dolayı kitaplığımda kapladıkları alan yavaş ama emin adımlarla artmakta. Daha önce yine Domingo‘dan çıkan Lance Armstrong ve Anthony Bourdain‘in biyografi kitaplarını okumuştum. Tasarımı olsun, basım kalitesi olsun gerçekten mükemmele yakın iş çıkarıyorlar. Okurken ayrı bir zevk veriyor Domingo‘nun kitapları.

İçinde bulunduğu durumu kabullenmek yerine başka bir yolda yürümeye karar veren, sağlam karaktere sahip bir kadın Tara Westover. Kendi yaşadıklarını anlatması da biz okuyucular için bence bulunmaz bir nimet. Kesinlikle okunması gereken bir kitap Talebe.

Ekstra: Bill Gates’in Tara’yla yaptığı ufak söyleşiye buradan ulaşabilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.