Seray Şahiner – Antabus

Kız arkadaşımın özellikle tavsiye ettiği bir diğer kitaptı Antabus. Yazarın anlatımının akıcı olduğu ve oldukça farklı bir dil kullandığı gibi detayların altını çizerek tavsiye etmişti kitabı. Ben de Antabus’un alışveriş listemde çok sürünmesine izin vermeden siparişimi verdim ve bu enfes kitabın, yer yer üzse de, tadını çıkardım.


Antabus

Antabus’un anlattığı hikaye aslında hepimizin farkında olduğu, günlük hayatımızda en azından bir kere karşılaştığı, ama gördüğünde bakışlarını kaçırdığı bir Türkiye gerçeğini anlatıyor, kadına şiddeti.

Tası tarağı toplayıp köyden ailesiyle beraber taşı toprağı altın şehir İstanbul’a göç eden 15‘lerindeki Leyla, kitabımızın ana karakteri. Leyla’nın köyde başlayıp gazetelerin üçüncü sayfasına uzanan hayat hikayesi 110 küsur sayfada okuyucunun yer yer içini parçalıyor yer yer yüzünde tebessüm bırakıyor.

Seray-Sahiner-Antabus

Evden çıkmasına dahi izin verilmeyen, hayatı televizyondan öğrenen Leyla, son derece muhafazakar ve gerici bir yapıya sahip olan ailesinin paraya olan aç gözlülüğü yüzünden bir tekstil atölyesinde işe sokuluyor. Böylece tertemiz yüreğiyle bizi kendine sevdiren Leyla’nın, hayatla olan savaşında kişiliğinin evrilişine şahit oluyoruz.

Siz hiç gazetede, “Kocası karısına tecavüz etti” diye haber okudunuz mu? Evliyken olan tecavüzü kimse tecavüzden saymaz. Cilve falan sanıyorlar herhal..

Leyla’nın başına gelen olaylar bu değişimin birinci sebebi. Erkek egemen toplumun kadın üzerinde yarattığı baskılar, kadının söz söyleme hakkının olmayışı, paranın iktidarı ve kişinin bireysel olarak bilinçsizliği şimdilik aklıma gelen gerekçeler. Konuk olduğumuz kadarıyla Leyla’nın hayatının bu kısa kesiti, benim içimi burkup ağzımda acı bir tat bıraktı. Bu olayların yarattığı ruhsal dalgalanmalar zaman zaman Leyla’yı hor görmeme sebep olan bazı davranışlara yönelmesine de sebep oldu. Bu açıdan kitap bembeyaz veya simsiyah değil. Hayatın kendisi gibi kitapta anlatılan hikayede de gri alanlar bulunuyor.

Seray-Sahiner-Antabus-arka-kapak

Bu kadar karamsar tablo çizdiğime siz aldırış etmeyin. Seray Şahiner’in kullandığı dil oldukça eğlenceli. Sarkazm had safhada. Dram yönünden olmasa da yazarın dili kullanma biçimini Murat Menteş’in Ruhi Mücerret ve Alper Canıgüz’ün Cehennem Çiçeği romanlarında kullandıkları tarza çok benzettim. İnsanın boğazını düğümleyecek kadar ağır olan bir hikaye, aralara serpiştirilen esprilerle trajikomik bir hale getirilmiş. Üslubu da oldukça akıcı. Tek oturuşta rahatlıkla bitirilebilecek bir kitap.

Evet bende de konuşma reflüsü var. Yıllardır laflarımı o kadar çok yuttum ki, yalnız kaldı mıydı böyle içimden çıkıyor laflar.


Son Söz

Toplumun kanayan ve gözardı edilen yarası olan aile içi şiddeti ve Türkiye’deki bozuk aile yapısını Leyla Taşçı’nın gözünden nükteli olduğu kadar iğneleyici de bir dille, kısacık kitapta çok güzel anlatmış Seray Şahiner. Bakıp da görmediğimiz gerçekleri bütün çıplaklığıyla tokat gibi vurmuş okuyucunun yüzüne. Okumanızı tavsiye ederim.

Kitabın halihazırda bir de tiyatrosu oynanıyor. Eleştiriler oldukça olumlu. Zaten tek kişilik bir oyun için bulunmaz bir nimet Antabus. Şuradan tiyatro hakkında daha fazla bilgi edinmeniz de mümkün.

Bir Cevap Yazın