Stephen Chbosky – Saksı Olmanın Faydaları

İngilizce olarak okuduğum ilk kitap olma özelliğini taşıyor Saksı Olmanın Faydaları (The Perks of Being a Wallflower). Filmini bundan yaklaşık 4 sene önce şans eseri keşfedip izlemiştim. Kitaptan uyarlama olduğundan bir haberdim o zaman. Öğrendiğim de ise hemen kitabı almak için harekete geçtim ama malesef Türkçe baskısı o zamanlar yoktu(neyse ki yakın zamanda Feniks Kitap tarafından “Saksı Olmanın Faydaları” adıyla çevrilip basılmış, film de bu adı taşıyor bu arada). En büyük şansım, filmi izlediğim sene İngiltere‘ye gitmiş olmamdı. Orada da boş vaktim olduğunca bol bol kitapçı gezdim. Bir gün rafların birinde, o sıralar zihnen unuttuğum ama kalbimde daima varlığını sürdürecek olan The Perks of Being A Wallflower‘ı görünce tereddüt etmeden satın aldım. “E aldın da ne oldu! Okudun mu hemen?” diye soranlara başım eğik bir şekilde cevap vermek istiyorum. Kitabı okumak için 4 sene geçmesi ve IELTS‘e hazırlanıyor olmam gerekti. Zihnimi nadasa bıraktım da diyebiliriz, değil mi? Her neyse, geyiği bırakalım. Biraz kitabı yorumlayıp ucundan da biraz film hakkında konuşalım.


Charlie..

Saksı Olmanın Faydaları alışılmışın dışında bir stilde yazılmış. Kitabın bütünü, başkarakterimiz Charlie‘nin hayali bir arkadaşına değişik zaman aralılarıyla gönderdiği mektuplardan oluşuyor. Bu mektuplarda; insanlarla olan iletişimini, o sıralarda olan veya gelişmekte olan olayları, bu olayların hayatına ve duygularına etkilerini bize aktarıyor Charlie. Ve yazılarını o kadar naif ve içten yazıyor ki, siz de Charlie’yi arkadaşınız gibi görmeye başlıyorsunuz. Yaptığı aptallıklara kızıyor, dürüstlüğünü takdir ediyor, birlikte gülüp birlikte ağlıyorsunuz.

Charlie’nin lise hayatının başlamasıyla kitabımız da başlamış oluyor. Yeni bir çevreye girmek oldukça zorlu bir başlangıç oluyor Charlie için. Nedeni ise ilkokul arkadaşının yakın bir zamanda intihar etmesi ve bunun etkisini üstünden atamaması. Ancak oldukça korktuğu lise hayatını onun için çekilebilir kılan ve hatta okula gitmek için yanıp tutuşmasına neden olan bir grup lise son öğrencisiyle tanışmasıyla beraber bütün hayatı değişiyor.


Arkadaşlar İyidir..

Bu bir grup arkadaş sayesinde hiç denemediği şeyleri tecrübe ediyor, hiç yapmayacağını düşündüğü şeyleri yapıyor. Arkadaş grubu birbirinden ilginç ve alışılmışın dışında karakterlere sahip. Bu yüzden Charlie’nin varlığı yadırganmıyor, tam tersine fazlasıyla sevgi besliyorlar ona karşı. Değişik ve birbirinden güzel insanların bir araya gelmesinden dolayı lise bire giden yeni yetme birini kendi aralarına almalarını da yadırgamadım doğrusu. Çünkü günlük hayatta karşılaşılması pek olası bir durum değil.

En ilginç karakter tabi ki Patrick. İnanılmaz renkli bir karakter. Üvey kardeşi ve aynı zamanda Charlie’nin sırılsıklam aşık olduğu Sam’le müthiş bir ikili oluşturuyorlar. Hikaye de zaten çoğunlukla bu üçü arasında geçiyor. Ancak en sevdiğim karakter Charlie’nin öğretmeni Bill oldu. Öğrencisiyle bu kadar yakından ilgilenen bir öğretmeni zaten kim sevmez ki. Hele bir de bütün bir dönem boyunca ödünç verdiği kitaplarla hem bizim hem de Charlie’nin ufkunu genişletiyorsa…


Film vs Kitap

Nedendir tam olarak bilemiyorum ama kitabın ve filmin son kısımlarında gerçekler ortaya çıktığı sırada hissettiğim duygular birbirinden farklıydı. Filmde çok daha büyük bir şok yaşamış ve inanamamıştım. Çok büyük etki bırakmıştı üzerimde. Öyle ki ortalamanın biraz üstü bir film olduğunu bilmeme rağmen izlediğim en iyi filmler listeme üst sıralardan giriş yaptı. Hala da yerini koruyor. İlginç değil mi? Belki de en sonda ne olacağını bildiğimden ötürü kitap aynı etkiyi bırakmadı, bilemiyorum. Ya da kitapta durum bu kadar dramatize edilmedi. Her neyse..

Trailer

IMDB


Müzik

Kitabın olmazsa olmazı, müzik. The Smiths‘ten Nirvana‘ya farklı müzik türleri misafir oluyor kitabımızın sayfalarına. Müzikler o kadar güzel harmanlanmış ki hikayeyle, eğer şarkıları biliyorsanız kitaptan alacağınız tat bir kat daha artıyor.

Zamanının gerektirdiği şekilde sevgililere ve arkadaşlara kasetler dolduruluyor. Biraz nostalji de iyidir 🙂

Buradan film boyunca atıfta bulunan bütün müzik ve kitaplara ulaşmanız da mümkün.


Çavdar Tarlasında Çocuklar

The Perks of Being a Wallflower bazı eleştirmenler tarafından Çavdar Tarlasında Çocuklar‘ın modern versiyonu olarak tabir ediliyor. Haksız da değiller. İki farklı kitapta benzer karaktere sahip iki insan var. Hayatla ve insanlarla bariz sorunları olan, yine de topluma entegre olmaya çalışan iki lise öğrencisi. Fakat Salinger çıtayı ulaşılması çok güç bir noktaya yerleştirmiş, o kesin. Chbosky işin daha duygusal ve romantik taraflarına eğilip, sade diliyle biraz da taraftara oynamış diye düşünüyorum. Hakkını da teslim etmek lazım. İlk kitabında bu kadar başarılı bir işin altına imza atmak büyük başarıdır.


Göze Batan Hata!

Son kısımda ise yayınevinin ve filmi çevirenlerin yaptığı büyük hataya değinmek istiyorum. Arkadaşlar, wallflower’ı “Saksı” diye çevirirken neyi düşünüyorduz? Neyi amaçladınız? Farkındayım, wallflower Türkçe‘de karşılığı olmayan bir sözcük ama neden saksı? Bence bu çeviri hatası filmin veya kitabın potansiyel müşterilerini üründen uzaklaştırıyor. Ki bu da heralde firmaların yaptığı bu ciddiyetsiz işe karşı kesilebilecek en büyük ceza.


Saksı Olmanın Faydaları..

Hem filmi hem kitabı son derece mükemmel olan nadir yapıtlardan biri The Perks of Being a Wallflower. Değeri bilinmeli ve uygun bir zamanda Charlie’yle arkadaşlık edebilmek için okunmalı. Değerlendirmemi kitaptaki şüphesiz en iyi tespit olan bir cümleyle bitirmek istiyorum. Kalın sağlıcakla..

Saksı Olmanın Faydaları

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.