Ödön von Horváth – Tanrısız Gençlik

Bugün pek bilinmeyen bir roman olan Tanrısız Gençlik üzerine bir şeyler karalamak istedim. Avusturya – Macaristan doğumlu yazar Ödön von Horváth’ın bu çarpıcı romanı blogumda yer almayı fazlasıyla hak ediyor.

Tanrısız Gençlik

Tanrısız Gençlik’in adını ilk kez gördüğümde doğal olarak yanılgıya kapılmıştım. Ateizm çağrışımı yapmış ve bu minvalde gelişen olayların anlatıldığını sanmıştım. Ancak arka kapak yazısını okuyup kitap hakkında yorumlara göz atınca kitabın adındaki sır perdesi kalkmış oldu.

Horváth, nazilerin çocuklar ve gençlere yönelik faşizan eğitim politikaları ve bunun doğurduğu çarpıcı problemleri bir öğretmenin gözünden anlatıyor. Aynı zamanda Tanrı’yla olan sorunlarını gelişen olaylar doğrultusunda okuyucuya aktarıyor.  O sorunlar ki temelinde isyan ve acı yatıyor.

Ödön von Horváth - Tanrısız Gençlik

Dedim ya faşizan eğitim politikaları anlatılıyor diye… Kitabın can alıcı kısmı buralar. Her sayfayı çevirişinizde yok artık daha fazlası olmaz diyorsunuz ve malesef oluyor. Çocukların kafalarına nasıl girildiği ve nasıl zehirlendiklerini görmek, gözümü kırpmadan kitabı okumama neden oldu. Kitapta yaşananlar kurgu gibi gözükse de biliyoruz ki değil. Özellikle devlet politikalarının anlatıldığı kısımların hepsi gerçek ve uygulanmış kurallar.

Sanırım kitabın bende etki bırakmasının en büyük sebebi dönüp Türkiye’ye bakmama neden olması oldu. Eğitim politikalarımız içerik bakımdan olmasa bile uygulanış bakımından benzerlikler göstermekte. Dindar nesil yetiştirme çabası ülkeyi gün geçtikçe bataklığa çekiyor. Bu karanlığın büyümesi de içimdeki kederi ve nefreti daha da büyütüyor.

Hakikati arzularız ve içimizde yalnızca belirsizlik buluruz. Mutluluğu ararız ve yalnızca sefalet ve ölüm buluruz.

Bunların yanı sıra Horváth’ın kullandığı dil çok sade ve anlaşılır. Kafalarda hiçbir soru işareti bırakmadan bütün düşüncelerini okuyucusuyla paylaşıyor.

Kitabın baskı kalitesi de çok güzel. Ancak yayınevini öne çıkaran sadece baskı kalitesi değil. Birçok sayfada bulunan ve gerçekten önemli olan dipnotlar. Bu dipnotlar sayesinde yazarın yaptığı bütün göndermeler, anlaması imkansız olan biz Türk okuyucular için bulunmaz bir nimet olmuş. Kitaba ekstra değer katıp anlaşılabilirliğini artırmış. Jaguar’ın kitaplarını gün geçtikçe daha da çok seviyorum.

Son Söz

Bence fazla underrated bir kitap. Gözlerden uzak olması sizi yanılgıya düşürmesin. Bu kısa ama derin romana kesinlikle bir şans verilmeli.

Bir Cevap Yazın