Nurdan Gürbilek – Kötü Çocuk Türk

Yine bir Serdar Kuzuloğlu önerisi olan bir kitapla, Kötü Çocuk Türk sayesinde uzun bir aradan sonra bilgisayarımın karşısına geçtim. Kitabı birkaç ay önce okumuş olmama rağmen yazısını ancak yazabiliyorum. Kitap okuma tempomda göze çarpan bir yavaşlama olması bir yana, üşengeçlik ve eskisi kadar yazı yazmaya arzu duymamam da buraların boş kalmasındaki en büyük etkenlerden. Bakalım ne kadar paslanmışım.


Kötü Çocuk Türk

Nurdan Gürbilek, Türkiye’nin yakın geçmişine kültürel anlamda damga vurmuş olayların ve kişilerin üzerinden giderek toplumun sosyolojik bir analizini yapıyor kitabında. Bir yanda Orhan Gencebay, İbrahim Tatlıses’in yükselttiği arabesk kültürden bahsederken öte yandan Ahmet Hamdi Tanpınar ve Oğuz Atay‘ın roman karakterlerinin toplum içerisindeki yerlerinden bahsediyor yazar.

Kitap iki bölümden oluşuyor diyebilirim. Türk halkının 70‘ler ve 80‘lerde geçirdiği kültürel değişimler ilk kısmı oluştururken Türk edebiyatının ve roman karakterlerinin değerlendirildiği ikinci kısımla kitap noktalanıyor.

Nurdan Gurbilek Kotu Cocuk Turk


Şarkıların Kültürle Evrimi

Türk müziğinin vurgulandığı ilk bölümde hepimizin aşina olduğu arabesk müziğin ve kültürünün, bir dönemin gençliğinin evrilmesiyle nasıl değişim gösterdiği inceleniyor. Kentin varoşlarında yaşayan fakir ama gururlu delikanlıların büyükşehirin “nimetlerine” daha fazla uzaktan izleyip tepkisiz kalamayarak bu nimetlerin bir parça tadına bakma isteklerini çok aydınlatıcı bir şekilde aktarmış yazar. Nurdan Gürbilek’in analizleri beni oldukça tatmin etti.

Nurdan Gürbilek kendi tezini savunurken iki ismi öne çıkarıyor, Orhan Gencebay ve İbrahim Tatlıses. Orhan Gencebay’ın şarkılarında çizdiği hayata yenilmiş, mağdur hisseden karakterlerin yerini 80’lerden itibaren İbrahim Tatlıses gibi arsızca “Ben de İsterem” diyen, televizyonlarda, sinemalarda gördüğü o şaşaalı hayatların parçası olmak isteyen gençlerin sesi oluyor.


Bireyin Edebiyatta Yansıması

Öte yandan edebiyat kısmı için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. Bunun nedeni tamamen kişisel. Ahmet Hamdi Tanpınar ve Araba Sevdası üzerinden Osmanlı’nın son dönemlerinde toplumun batılılık ve doğululuk arasında sıkışıp kalması durumunu Araba Sevdası’ndaki karakterler üzerinden giderek anlatıyor. Araba Sevdası’nı okumadığım, o döneme de hiç hakim olmadığım için benim adıma çok verimli bir okuma olduğunu söyleyemeyeceğim. Ama tabi kitap bittiğinde ufak da olsa fikirler biraz biraz oluşmaya başlamıştı kafamda.

Edebiyat kısmında beni içine çekip müthiş bir zevkle okumama neden olan bölüm elbette Oğuz Atay‘dan ve roman karakterlerinden bahsettiği kısımlar oldu. Bu sayfaları büyük bir iştahla, bilgiye aç bir şekilde çevirdim. Kitapları çok iyi bilmem, karakterleri çok iyi tanımam ve Oğuz Atay’a olan hayranlığımın bunda etkisi oldukça büyük. Hikmet’le tekrar karşılaşmak, oynadığı o küçük oyunları yad etmek beni kitaba daha da bağladı.

Ek olarak, kitabın dilinin arka kapak yazısını okuduktan sonra ağır olacağını, anlamlarını bilmediğim kelimeler arasında boğulacağımı sanmıştım. Neyse ki öyle bir şey olmadı. Bir denemeye göre son derece akıcı, kolay okunabilir bir kitap yazmış Nurdan Hanım.

Nurdan Gurbilek Kotu Cocuk Turk


Son Söz

Okuyucuya farklı bir bakış açısı katan ve zevkli bir okuma sunan deneme kitaplarından biri Kötü Çocuk Türk. Yakın tarihimizdeki sosyolojik ve kültürel değişimlere farklı bir açıdan bakmak istiyorsanız şans vermenizde yarar var.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.