Murat Menteş – Ruhi Mücerret

Murat Menteş Ruhi Mücerret

Yapılan çok olumlu yorumları göz önünde bulundurup(olumsuzları göz ardı edip), önceden okuduğum Dublörün Dilemması‘nı referans alıp, bir de kapağının albenisine kapılınca, Ruhi Mücerret‘i almak kaçınılmaz bir sondu benim için. Aylarca alışveriş listemde, haftalarca da kütüphanemde bekledikten sonra kitabın sayfalarını çevirmeye başladım ve bugün itibariyle de bitirdim. Fakat şimdi tekrar bi’ düşünüyorum da, almasam da olurmuş sanki?!

100 Yıllık Bir Çınar: Ruhi Mücerret

April Yayıncılık’tan 2013 yılında çıkan ve 100 yaşındaki İstiklal Savaşı Gazisi başkarakteriyle aynı adı taşıyan bir kitap Ruhi Mücerret. Dört gözle ölümü bekleyen, torunlarını bile mezara gömmüş 100 yaşındaki bir delikanlı.. Yardımcı erkek karakter dalındaysa karşımızda Civan Kazanova adlı bir beden eğitimi öğretmeni var. Başına gelen çok kötü olaylardan sonra kendine yaşamak için sebep bulmasıyla hayatı bir anda değişiyor. Ve bu değişimi gerçekleştirebilmek için Ruhi Mücerret’e ihtiyaç duymasıyla da olaylar gelişiyor. Kitabı kabaca böyle özetleyebiliriz.

Sen, Ben, O Yok! Sadece Murat Menteş var..

İki ana karakterimizin yanında Avni Vav, Masum Cici, Fujer Fuji gibi Murat Menteş kitaplarında görmeye alışık olduğumuz ilginç isimler de mevcut. Ancak karakterler adları kadar orijinal değiller malesef. Hepsi birbirine benzemekte. Çok yüzeyseller ve tek tipler. Sanki herkes tek bir ortak akıldan çıkan cümleleri kuruyormuş gibi. Evet, kendisini absürd komedi olarak tanımlayan bir kitaptan karakter derinliği beklemek çok saçma, biliyorum. Ama çok gözüme battı. Biraz daha özen gösterse Murat Menteş ve bu kadar batmasa eminim kitabı daha çok severdim.

Keza hikaye de aynı şekilde, çok yüzeysel. Hiçbir derinliği ve çekiciliği yok. Anladığım kadarıyla Menteş, Türk okuyucu analizini iyi yapıp belirli bir formüle göre kitaplarını yazıyor. Şuraya biraz absürdlük, şuraya da biraz aşk hikayesi serpiştirelim, aa evet aksiyon var, onu da aralara monte ettik mi tamamdır bu iş. Kapağın hakkını yemeyelim, kitabın çekiciliğini arttırıyor. Ve tam bu noktada da aklımda bir soru beliriyor. Acaba kitap çoğunlukla ticari kaygılar güdülerek mi yazılmış?

Sistem ve kurumların öncelikli fonksiyonu kendini korumaktır, insanı değil. Aksi takdirde yozlaşamazlar…

Menteş Effect

Bir diğer rahatsız eden konu, insanın gözüne gözüne sokulan göndermeler, alıntılar, “Bakın bakın! Falanca yazar bunu demiş, bu da şunu demiş!” oldu. Çok ama çok abartmışsınız Sayın Menteş! Keşke biraz kendinizi frenleyebilseymişsiniz.

Seviyor, Sevmiyor, Seviyor..

Garip bir şekilde bir grup insan kitabı aşırı derecede beğenmiş ve methiyeler düzüyorken, kalanı sıkıcılığından ve yavanlığından dem vuruyor. Eh işte diyen kesim oldukça azınlıkta. Bir kitap hakkında bu kadar net ayrışmayı sanıyorum ilk kez gördüm. Gördüysem bile bu kadar derin bir fark olduğunu sanmıyorum. Pek bi’ garibime gitti..

 

Aile büyüğü ile aranızda kapanmamış bir duygusal hesap varsa, geberip gittiğinde, onu affetme umudunuz ilelebet kararır. Yola, kalbinizde zehirli bir hançerle devam etmek zorunda kalırsınız.

Ruhi Mücerret’in Son Sözleri

Peki kitap bu kadar vasatsa nasıl sadece 2 günde bitirdim? Öncelikle 2 bomboş günüm ve bolca zamanım vardı. İkincisi ise evet kitap akıyor ama çok boş akıyor. Evet bir yere kadar kitap sizi kendisiyle beraber tutuyor, güzel yol aldırıyor. “Yeni bir evren, farklı karakterler, hmm sanırım olaylar daha da ilginç bir hal alacak” diyerek okumayı sürdürdüm. Ama hayır, farklı bir hal almadı. Anlatıcı değişse bile aynı yemeği fırına verip tekrar servis etmiş Menteş. İşte bunu anladığınız andan itibaren de zaten sıkılmaya başlıyorsunuz. Bir süre sonra da “tamam artık son 72 sayfa dayan bitecek, son 30 az kaldı hadi” diye kendimi telkin etmeye başladım ki kitabın çabuk bitmesine yardımcı olan bu duyguydu.

Ruhi Mücerret’i biraz kafa dağıtmak, biraz gülüp eğlenmek için okumaya başlamıştım. Dublörün Dilemması kıvamında olsa bile yeterdi benim için. Ama olmadı. Sanki daha çok vasat bir Hollywood aksiyon filminin kitabını okuyormuşum hissi uyandırdı. Güldürmeyi vadetmesine rağmen sadece ara ara tebessüm ettirdi. Gerçi şimdi bir daha düşününce, acaba Dublörün Dilemması da Ruhi Mücerret gibi sıkıcı ve boğucuydu da ben mi fazla değer biçtim kitaba? Olabilir, ihtimaller dahilinde.

Her neyse, siz bu kitabı okuduğunuzda sevenlerden mi yoksa yerenlerden mi olursunuz bilemiyorum. Şu şu kriterleri sağlayan, şu özellikleri gösteren kitapları seven insanlar Ruhi Mücerret’i gönül rahatlığıyla alabilir gibi yorum yapmam mümkün değil. Çünkü konu bu kitaba gelince görüşler bir hayli değişim gösteriyor. Benim gözlemim bu yönde. Fikrim ise; Ruhi Mücerret’e gelene kadar güldürüp eğlendirecek çok yapıt var, onlara yönelin.

Kafamdaki en büyük soru ise: “insanlar bu kitabı nasıl baştacı yapıyolar acaba?? ben anlayamıyorum da..” olacak.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.