Kadri Gürsel – Dağdakiler: Bagok’tan Gabar’a 26 Gün

NOT: Bu yazıyı son güncellediğimde Kadri Gürsel hiçbir geçerli gerekçe gösterilmeden 90 gündür cezaevinde tutuluyordu. Ben askerdeyken de 330 günlük esaretine son verilip özgürlüğüne kavuşmuştu. Bir çocuğun oyuncaklarıyla oynadığı gibi insanların ve bir ülkenin geleceğiyle oynuyorlar. Bu benim çok ağırıma gidiyor. Yine de Kadri Gürsel’in serbest kalması, kendisi ve ülkem adına çok sevindirici bir gelişme. Umudum haksız yere hapis tutulan diğer gazetecilerin de tez zamanda serbest kalmalarından yana.

Akıllarımızdaysa Kadri Gürsel ve eşi Nazire Kalkan Gürsel’in o çok şey anlatan ikonik karesi kaldı…

Kadri Gürsel ve Nazire Kalkan Gürsel

Kadri Gürsel’le bundan 78 sene önce CNN Türk’te yayınlanan “Dört Bir Taraf” programında tanıştım. Çok oturaklı ve beyefendi bir insan hissiyatı uyandırmıştı bende. Gerçi Nazlı Ilıcak ve Nagehan Alçı karşısında kim otursa herhâlde aynı etkiyi bırakırdı. Ardından kendisi programdan çıktıktan ya da çıkarıldıktan sonra, birkaç sene boyunca pek ekranlarda gözükmedi. Sola yakın ve hükümet karşıtı söylemlerinden olsa gerek.

Ancak yaklaşık 2 sene önce yine CNN’de bir programda denk geldim. Tamamen şans eseri. Sanırım okuldan yeni gelmiştim, akşam 22 suları falan. Kadri Gürsel’i görünce hemen kuruldum televizyonun karşısına. Programın konusu neydi hatırlamıyorum tabi ama kendisi ne dese eyvallahım vardır, o kadar severim kendilerini. Neyse sıra Kadri Gürsel’e geldi ve mavi fontta bir altyazı çıktı; hangi okulları okuduğuna, hangi dilleri bildiğine, nerelerde çalıştığına dair. En sonda da 1995 yılında PKK tarafından kaçırılıp 26 gün rehin tutulmasının ardından yazdığı “Dağdakiler” adlı kitabıyla ilgili bir yazı çıktı. En çok merak ettiğim konulardan biriydi dağdakilerin hayatının nasıl olduğu, nasıl hayatta kalabildikleri. Ve bununla ilgili en sevdiğim gazetecilerden birinin başına gelen kötü bir olay neticesinde yazdığı bir kitap olduğunu görünce heyecanlanıp hemen Hazreti Google’a sarıldım nedir ne değildir diye. Tatmin edici cevaplar alınca da birkaç hafta sonra Idefix’ten verdiğim siparişteki yerini aldı.

Kadri Gürsel Dağdakiler

Kendinle Çelişmek..

Kitap öncelikle Kadri Gürsel’in yaşadığı gazetecilik çelişkileriyle başlıyor. Kaçırılmasından hemen önce Kuzey Irak’ta gezdiği mülteci kamplarında devlet aleyhine bir durumla karşılaşırsa gerçekleri yazıp yazamayacağıyla ilgili bir çelişki, gelebilecek tepkilerden ötürü. O zamanlar yabancı bir basın kuruluşu olan AFP adına çalışması da cabası tabi. Şansına denk gelmiyor kendisini zorda bırakacak bir durum. Ardından da arabayla, beraberindeki foto muhabiri Fatih Sarıbaş’la beraber, Güneydoğu’da seyahat ederken PKK’lılar tarafından yolunun kesilip kaçırılmasıyla başlıyor hikâye.

Alıkonulduğu 26 gün boyunca bütün gözlemlerini ve bütün düşüncelerini aktarıyor bize Kadri Gürsel bu süreçte. Hatta “Dağdakiler” kitabını da dağdayken yazmaya karar veriyor. Kendine sakladığı ve paylaşamayacağı durumlar illaki olmuştur ama zaten anlatmak istediği genel hatlarıyla dağdaki hayatın nasıl olduğu ve insanların düşünce ve davranışları. Bu bağlamda düşündüğümde tatmin edici bir sonuç elde ettiğimi söylemeliyim kendi açımdan. Meraklarımı giderecek cevaplar fazlasıyla vardı kitabın içinde. Çok ilginç detaylar ve bilgiler var insanı hayrete düşürecek. Köy boşaltma hikâyeleri, çatışma ortasında kalmalar, dağa çıkma sebepleri, Güneydoğu Anadolu’nun muhteşem güzellikleri bunlardan sadece birkaçı.

En Yalan Gerçeklik..

Terörist diye adlandırdığımız insan kimdir, nasıl bir hayatı vardır, tecrübe ettiği kadarıyla aktarmış bizlere Kadri Gürsel. Detaylara girmeyeceğim, herkesin okuyup kendi yorumunu yapması lazım. Ama en çok dikkatimi çeken kısım savaşın gerçekliği adı altında yapılan vahşice saldırılar oldu. Özellikle korucuların evlerinde kadın çocuk dinlemeden öldürmelerini savaşın gerçekliği, yapılacak bir şey yok bahanesini uydurarak kendilerini kandırmaları hem öfke hem de üzüntü yarattı bende. Bilemiyorum beyinleri mi yıkanmış yoksa gerçekten iyi eğitimli birer insan olsalar yine bu tip ezberlenmiş söylemlere inanırlar mı? Çünkü kitabın birkaç yerinde denk geldiğim, Kadri Gürsel’in de dikkat çektiği, kamplarda öğretilmiş birkaç ideolojik cümle ve düşünce hepsinin ağzında sakız olmuş. Yani aslında bu insanların tam olarak kendi fikirleri yok, kendilerine aşılanmış ve dayattırılmış fikirleri var. En azından bir kısım için durum böyle.

Dağdakilerin hayatta kalmaya dayalı pasif bir pozisyonu var. Çabaları, Türkiye’ye maddi manevi azami zararı vererek savaşı sürdürebilmek. Dağdaki silahlı güçlerini etkin ve yaygın olarak muhafaza edebilmek… PKK bu savaşı kesintisiz sürdürürse Ankara yorulacak ve havlu atacak. PKK ile masaya oturacak… Beklentileri bu…

Ve Dağdakiler..

Dağdakiler’i iki gün gibi çok kısa bir sürede, ağzım açık bir şekilde bitirdim. Belirttiğim gibi kitaptan ve anlattıklarından çok etkilendim. Bazen kendimi Kadri Gürsel’le dağda berabermişim gibi hissettiğim de oldu. Bunda anlatım tekniğinin etkisi büyük. Çok berrak ve hikâyeden hiç koparmayan bir yazım stili var. Bazen roman okuyormuşum gibi hissetmedim de değil. Kadri Gürsel’in de vurguladığı gibi kitap olabildiğince nesnel yazılmış herkese hitap etsin diye. 20 küsur yıl önceye oranla nelerin değiştiğini(aslında değişmediğini) görmek ve her şeyden önemlisi karşıdakini de anlamak için her bireyin okuması gereken bir kitap Dağdakiler

Yorumlar

  1. Uğur

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.