İsmail Saymaz – Fıtrat / İş Kazası Değil, Cinayet!

Fıtrat, İsmail Saymaz’ın okuduğum üçüncü kitabı. Ali İsmail-Emri Kim Verdi‘yle adaşı olan gencecik bir çocuğun devlet eliyle nasıl öldürüldüğünü; Esas Duruşta Cinayet‘le kışlalarda gencecik, ana kuzusu askerlerin ölümlerine nasıl göz yumulduğunu, yargının kurbandan değil katilden yana nasıl hareket ettiğini gözler önüne sermişti. Saymaz Fıtrat’ta ise toplumumuzun kanayan yarası iş cinayetleri ve işçi ölümlerine parmak basıyor.

İsmail Saymaz Fıtrat

Fıtrat Değil, Cinayet

İsmail Saymaz -önceki kitaplarında da olduğu gibi- zamanında haber yaptığı, sürekli takip edip peşini bırakmadığı ve ülkenin gündeminde uzun süreler yer eden iş cinayetlerini yine müthiş bir gazetecilik örneği göstererek belgeleriyle, raporlarıyla, kanıtlarıyla beraber bütün cinayetlerin perde arkasını okuyucuya gösteriyor.

Kitap, iş cinayetlerinin en çok yaşandığı 4 sanayi kolunun üzerine eğiliyor. Bunlar; inşaat, tersane, enerji, maden. Bu sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, koskoca milyon dolarlık holdinglerin üç-beş kuruş da olsa kar etme hırsları, akla-hayale sığmayacak derecede yapılan ihmaller yüzünden yaşanan felaketleri okumak kanımı dondurdu. İş cinayetlerinin %98’inin önlenebilir olduğu kanıtlanmış bir gerçek olarak önümüzde dururken dönemin Çalışma ve Sosyal Politikalar Bakanı Faruk Çelik’in şu itirafını da hatırlayalım:

Bu acı çekilecek gibi değil. Ocağı kapatacağımız zaman işveren 50 kişiyi devreye sokuyor. Sorumluluk hepimizde, can önemliyse kapatırız.

Düzenin meclis koridorlarında sağlandığı ve kural tanımazlığın vekillerin siyasi gücüyle sürdürüldüğü bir sistemde üzülerek söylüyorum ki daha çok cinayet işlenir, patronların dizginlenemeyen para hırsı daha çok can yakar.

Neo-liberalizm – Türkiye – Fıtrat Üçgeni

Osmanlı’dan beri süre gelen neo-liberal politikalara da değinen  İsmail Saymaz’ı, Soma faciasından sonra hepimizin zihinlerine kazınan o sözleriyle dönemin başbakanı da doğruluyor;

Arkadaşlar yani biz bir defa bu tür ocaklarında, kömür ocaklarında bu olanları, lütfen buralarda bu olaylar hiç olmaz diye yorumlamayalım. Bunlar olağan şeylerdir. Literatürde iş kazası denilen bir olay vardır. Bunun yapısında fıtratında bunlar var. Hiç kaza olmayacak diye bir şey yok.

Özellikle Özal döneminde hız kazanan ucuz iş gücü politikaları, sendikaların peyderpey zayıflatılması gibi etkenler işçilerin patronlar üzerindeki gücünü azaltmıştır. Bir de üstüne son 15 yılda patlama yapan ve devlet politikası olarak benimsenen taşeron firmalar eklenince işçi bir insandan çok bir köleye dönüştürülmüştür.

Kaza değil bu ya, bu cinayet. Niye cinayet biliyor musun? Bazen şöyle diyorlar: İşçiler cahildir. Öyle midir? Bu işçiler dünya güzeli gemileri yapıyor, denizde yüzdürüyor; cahil değil. Ama elektriğe bastığında cahil! Oysa önlem almadığından, üç kuruş daha fazla kazanasın diye beş kuruşu harcamadığından bu cinayet oluyor. Beş dakikalık gaz ölçümünü yapmazsan, işçi patlamada öldüğünde bu cinayet değil midir? Cinayetin âlâsı bu

Bağımlı Yargı!

Yargı bireyi değil sermayeyi korumaya devam ettiği müddetçe, patronların TV ekranlarına çıkıp pişkin pişkin açıklama yapmalarına izin verildiği sürece cinayetlerin önlenebileceğine inanmıyorum.  Bu kurulu düzen devam ettikçe ölen işçiler altyazılarda akıp giden rakamlar olmaktan öteye geçemeyecek.

İsmail Saymaz’ı da tekrar kutluyorum bu kusursuz gazeteciliğinden dolayı. En yakın zamanda da Sözde Terörist’i okuyacağım. Kalın sağlıcakla…

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.