İsmail Saymaz – Ali İsmail / Emri Kim Verdi?

İsmail Saymaz hakkındaki düşüncelerimi daha önce okuduğum Esas Duruşta Cinayet kitabı hakkında yaptığım yorumda dile getirmiştim. Aynı şeyleri yazıp tekrar düşmek istemiyorum. Ancak her zaman yaptığı işi yapması sonucu, yani gazeteciliği, birilerinin kuyruğuna basmış olacak ki son zamanlarda iktidar kanadının destekçisi olan tetikçi gazetecilerin gündeminden düşmemekle beraber topyekün bir karalama kampanyasının hedefinde bulunmaktadır. Hem mücadele edeceğim diyorlar hem de gerçekleri yalan ve iftirayla örtbas etmeye çalışıyorlar. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu anlamış değilim. Tabi bu süreçte olan yine tıpkı Ali İsmail Korkmaz gibi sade vatandaşa oluyor. Ezilen yine çimenler oluyor.

 

Ali İsmail

O dönemlerde belki hatırlayanlarınız vardır, Ali İsmail’in katliyle ilgili yapılan neredeyse bütün haberler ilk Radikal‘de yayınlanıyordu. Hatta yanılmıyorsam güvenlik kamerası görüntüleri de ilk kez Radikal’in internet sitesinden yayınlanmıştı. İşte bu gördüğümüz haberlerin çoğunun altında İsmail Saymaz’ın imzası vardı. Daha ilk günden bu işin takipçisi olmuş ve ailenin yanında yer alıp davayla ilgili bütün haberleri bizlere ulaştırmıştı. Hatta davanın sürekli gündemde kalmasını sağlayarak toplumda bir farkındalık yaratmayı da başarmıştı.

İşte bu kitabında da esnafından doktoruna, nefret ve ihmaller silsilesinin gencecik bir çocuğu ölüme nasıl götürdüğünü anlatıyor İsmail Saymaz. O dönem süren davalar sırasında yaptığı haberleri, röportajları, gözlemleri ve delilleri tek bir çatı altında birleştirip gerçekleri görmemizi sağlıyor. Çoğumuz detaylarına kadar biliyoruz neler olduğunu, her şeye tanık olduk. Ancak Ali İsmail Korkmaz’ı daha yakından tanıyıp onu anmak, hafızalarımızı güncellemek adına kitabın kesinlikle okunması gerektiğini düşünüyorum.

İsmail Saymaz kitapta sadece adaşının o gün başına gelenleri anlatmakla kalmıyor. Gezi Parkı Protestoları sürecinde polisin nasıl sistematik ve bilinçli bir şekilde şiddet uyguladığını kanıtlarıyla okuyucuya gösteriyor. Bu satırları okuyanlar arasında eminim böyle anlara tanık olanlar ya da direk bu şiddete maruz kalanlar vardır. Polisin mafya gibi dolaştığı, asıp kestiği bir ülkede yaşıyoruz ne yazık ki.

Esas Duruşta Cinayet‘i okurken hissettiğim duyguların benzerini bu kitabı okurken de hissettim. Çocuklarını kaybeden aileler, adalet dağıtması gereken mahkemelerin vicdansız ve adil olmayan kararları, güçsüzü kollaması gereken devletin güçlüye arka çıkması… Bunlar bende aşırı sinir ve öfke yaratıyor. Ailelerin yaşadıklarını okudukça bir o kadar da üzülüyorum. Çok ama çok zor..

Son Söz

Yazımı sonlandırırken her şey çok güzel olacak demeyi çok isterdim. Ancak ben bu ülke için umutlarımı kaybedeli çok oldu. Eğitim sisteminden başlayarak toplumun geçirdiği değişimle beraber uçurumun kenarına artık sandığınızdan çok ama çok daha yakınız. Kimse “Comfort Zone “undan çıkıp etrafında neler olduğunu anlamıyor, anlamak istemiyor ya da herkes göz yumuyor. Hepimiz el birliğiyle bu günlere geldik ve seslerimizi çıkarmayarak da dipsiz kuyuya doğru elele yürüyoruz. Ama sanırım en önemlisi, emri kimin verdiğini hepimiz biliyoruz.

Bir de Ali İsmail adına kurulmuş Alikev adında bir vakıf bulunmakta. Vakıf, çeşitli projeler düzenleyip çocuklara burs vermekte. Sadece maddi değil gönüllü olarak da çalışma imkanı da veriliyor. İlginizi çekerse eğer buradan sitelerine ulaşabilirsiniz.

Unutursak kalbimiz kurusun.

Bir Cevap Yazın