Haruki Murakami – Sahilde Kafka (Kafka On The Shore)

 

Murakami’yi 1Q84 kitabının reklamları sayesinde tanıdım. O zamanlar her yerde adı geçiyor, bir hayli de övgü topluyordu. Ancak kitabın tuğla gibi olması yeterince korkutucuydu ve elim hiç kitaba gitmedi. Sonra Murakami’yi de kitabı da unuttum gitti zaten. Yaklaşık bir sene önce idefix’te gezinirken Sahilde Kafka gözüme takıldı ve içeriğini öğrenmek için girip bir bakıyım dedim. Kitabın konusu ilgimi çekince internette de biraz araştırma yaptım ve almaya karar verdim. Kütüphanemde sıranın ona gelmesi biraz zaman aldı, araya başka kitaplar kaynadı, ama işte buradayız..

Haruki Murakami - Sahilde Kafka

Sahilde Kafka..

Hikayemiz, heykeltıraş babasıyla iki yabancı gibi yaşadığı evlerinde kalmaya artık daha fazla dayanamayan 15 yaşındaki bir delikanlının evden kaçmasıyla başlıyor. İnsanlara kendisini Kafka Tamura olarak tanıtan bu gencin çocukluğu da bir hayli kötü geçmiş. Kendisi 4 yaşındayken annesinin ablasını da alıp evden kaçmasıyla başlayan ve devamında da babasından hiçbir babalık emaresi göremeyen bir çocuk. Hayali arkadaşı kargayla yolculuğa çıkan bir çocuk..

Hikaye iki farklı ağızdan anlatılıyor. Biri Kafka Tamura diğeri ise Hoşino adındaki, biraz zeka geriliği biraz da olağanüstü güçleri bulunan, biri. Birbirine paralel giden bu hikayeler yardımıyla Murakami okuyucaya labirentler inşa ediyor. Kitap hakkında okuduğum onlarca yorumda da bu konuya değinilmiş ve iki farklı sonuca varılmış. Biri inşa edilen labirentlerin hiçbir çıkış kapısı olmamasından(yani kitabın sonunda hikaye sonlandırılmıyor, açık bırakılıyor); diğeri ise kitabı güzel yapan ve anlamlandıran bu labirentler olduğundan bu sonlandırmama olayına takılmayanlar.

Ben çıkış kapısı olmamasından dolayı rahatsız olanlardanım. 600 küsür sayfayı okuduktan sonra bu kadar çok açık kapı bırakılması ve hikayenin biraz boşta kalması, bende kitap hakkında negatif düşüncelerin yoğunlaşmasına neden oldu. Sanki “amaaan onlar hallederler hikaye işini canım” havası var. Okuyucu daha fazla doyurulmalıydı.

İkinci Kez?

Bazı yorumlarda da kitabı ikinci okuyuşunuzda bazı noktaların aydınlanacağı ve neredeyse bütün sorularınıza cevap bulacağınız söyleniyor. Muhtemelen doğruluk derecesi azımsanmayacak derece yüksektir bu yorumların. Ancak bir kitabı ikinci kez okutmak istiyorsanız, hikayenin güzelliğinin yanında edebi açıdan farklı şeyler de sunmanız lazım. Yeni bir kitap okumaktansa elinizdeki kitabı yeniden okutturacak nedenler.. Ben Sahilde Kafka’da öyle bir potansiyel görmedim, o yüzden de okumadım.

Giriş, Gelişm..

Oldukça ilginç ve özgün karakterler var Sahilde Kafka’da. Kusursuz ve tertemiz demek kesinlikle abartı olmaz. Her birinin nasıl bu noktaya geldikleri ve amaçları, oldukça açık ve ilgi çekici şekilde anlatılmış.

Kitabın başları da oldukça etkileyici ve hızlı başlıyor. Elinizden bırakasanız gelmiyor. Ancak sayfalar ilerledikçe hikaye ağırlaşıyor ve başlardaki cazibesini yitiriyor. Hikayenin kontrolünüzden çıkması ve olayların birbirine girmesinin bunda büyük etkisi var. Bu kadar hızlı giriş yaptıktan sonra yer yer sıkacak noktaya gelmesi beni kitaptan biraz kopardı.

Hoş Ayrıntılar

Murakami o kadar çok esere ve düşünüre atıfta bulunuyor ki bazen içinde kayboluyorsunuz. Bundan rahatsız olduğum anlamı kesinlikle çıkmasın. Müzik, felsefe, edebiyat alanlarında çok güzel, ince referanslar ve alıntılar var. Radiohead‘i sonunda bir kitapta görmek beni ekstra mutlu etti.

Murakami’nin bolca bahsettiği Beethoven’ın Arşidik Üçlüsü

Bunun yanı sıra kitabın kapağı da çok hoş. Ön planda Kafka Tamura, onun kafasında kitabın adını gagalayan hayali arkadaşı karga. Çekçede karga anlamına gelen kafkanın kargası, kitabın adındaki Karga‘yı gagalıyor. Güzel detay.

Gerçek şimdiki an, geleceği yiyip bitiren geçmişin ele avuca sığmaz ilerleyişidir. İşin gerçeği, her türlü duyu, belleğin parçalarından başka bir şey değildir.

Sahilde Kafka’yı direk Japonca aslından Türkçe’ye çeviren Hüseyin Can Aslan‘a da teşekkür etmemiz lazım. Başarılı bir işe imza atmış. Bir tek kusur veya hata görmedim.

İyi Ama..

Kitap hakkında çok olumlu yorum yapamıyor oluşlarımdan biri de sanırım beklentilerimi aşırı derecede yükseğe çıkarmam. Bu kadar çok pozitif yorum okuyunca aksi de beklenemezdi zaten. Çıta yüksek olunca malesef istediğimi alamadım. Hikaye güzel, detaylar süper, karakterler orijinal fakat o “ama” benim için hep orada kalacak. Belki sorun bendedir, bilemiyorum.

Bir Cevap Yazın