Harry Potter ve Lanetli Çocuk

Harry Potter ve Lanetli Çocuk üzerine inceleme yazılacak bir kitap değil elbette. Maksat üzerine birkaç kelam etmek ve çocukluğa geri dönüp Harry Potter evreninin  göz kamaştıran ihtişamına tekrar bi’ selam çakmak.

Harry Potter ve Lanetli Çocuk

Kitap piyasa çıktıktan yaklaşık bir ay sonra kütüphanemde yerini aldı ve neredeyse hiç zaman kaybetmeden okumaya başladım. Serinin son 3 kitabını yaklaşık iki ay önce bitirmemden dolayı hafızam çok tazeydi. Bu arada çok sevdiğim seriyi bitirmem bir hayli zor oldu. Hatta Ölüm Yadigarları‘nın son sayfalarını çevirirken şu yaşımdaki benim bile boğazım düğümlenmişti. Wizarding World‘e olan hayranlığımı en iyi anlatan durum bu olsa gerek. Her neyse, serinin 8. kitabı olarak lanse edilen Harry Potter ve Lanetli Çocuk’a başladığımdaki heyecanımın en büyük sebebi de işte buydu, henüz hafızamın çok taze olması.

Öncelikle bilmeyenler için not düşeyim, kitap bir roman değil, tiyatro metninden uyarlanmış. Sadece konuşmalardan oluşuyor. Yani karakterlerin iç seslerini malesef dinleyemiyoruz. Bir eksi gibi gözükse de kitaba kendinizi kaptırdığınızda pek de umrunuzda olmuyor açıkçası.

Kitapta ise Harry Potter’ın üçüncü ve en küçük çocuğu olan Albus Severus Potter‘ın Hogwarts’taki öğrenim hayatı boyunca başına gelenler ve kendini içine düşürdüğü durumlar konu ediliyor. Bir efsanenin oğlu olarak kendisini kanıtlama ihtiyacı duyan bir yeniyetme dersek yalan olmaz kendisine. Kitabın en çok sevdiğim kısımlarıysa tanıdık isimlerle karşılaştığımız bölümler oldu. Geçmişe anlık da olsa göz kırpmak yüzümde tebessüm bıraktı…

Fazla uzatmadan sadede geleyim. Kitaptan fazlasıyla zevk aldım ama keşke imkan olsa da tiyatrosunu da izleyebilsek. Umarım kamerayla kayda alıyorlardır ve ilerleyen günlerde piyasa sürerler de biz sıradan insanlar da izleyebiliriz.

Bir Cevap Yazın