Hakan Günday – Kinyas ve Kayra

Hakan Günday’ın herhangi bir yazardan farkı yoktu benim için Kinyas ve Kayra’nın arka kapağını okuyana kadar. Tanıtım yazısı kitaptan çok kısa bir alıntı olsa da kitabın içinin ne kadar karanlık ve mutsuz olduğunu o saniye anlamıştım. Ve daha son noktasına gelmeden hemen okumam gereken bir kitap olduğuna karar vermiştim. Çünkü kendimi kitapla fazlasıyla özdeşleştirmiş ve daha sayfalarını karıştırmadan benimsemiştim.

Para, Afrika, Acı..

Peki kitap vurguladığım kadar puslu ve karanlık mı? Beklentilerimle kıyaslandığında acının, sevgisizliğin, pisliğin bu kadar hüküm sürdüğü bir kitap kesinlikle beklemiyordum. Varoluşçu çizgiye yakın, güzel kurgulu bir yeraltı romanıydı beklediğim. Bulduğumsa bunlardan biraz daha derin, biraz daha nefret yüklüydü. Kafayı kırmış, parayı iplemeyen ama para için her şeyi yapabilen iki karakter. Bu cümlem yanlış anlaşılmasın, para için milletin kulu köpeği olurlar demek istemedim. Hayatlarını lüks içinde fütursuzca sürdürebilecekleri miktardaki para için gözlerini kırpmadan bütün Afrika Kıtası’nı yeryüzünden silebilecek iki sosyopattan bahsediyorum burada.

Biz insanlar, sadece iyi bir performans gösterip öyle ölmek istiyoruz. Yoksa, başka yapacak bir şey yok!

Kinyas ve Kayra

Fazla detaylara inmek istemiyorum. İnsem de doğru analizler yapabileceğimi sanmıyorum zaten. Hiçbir yere ait olmayan(olamayan) ve sürekli kaçıp giden iki karakter Kinyas ve Kayra. Başlarda hangisi Kinyas hangisi Kayra ayırt edemiyordum. Birbirlerine çok benzeyen iki karakter, kişilikleri ve fikirleri bakımından. Nefretin kitabını yazmak için koyuldukları bu yolda kendi yarattıkları karanlığa tanık oluyoruz. Bu karanlığın iki karakter için nasıl sonlandığını da görüyoruz. Bu açıdan kitabın sonunun beni şaşırttığını söylemeliyim.

Kinyas Kayra’yı, Kayra Kinyas’ı tek ailesi olarak görüyor. Nefretle sevginin karışımı bu. Anlaşılması çok güç bir ilişki. Tanımlanması imkansız.

Gerçekten de konuşularak yapılmayacak iş yoktur. İhtilaller çıkartılabilir, birileri aşık oldurulabilir ve hatta intihar ettirilebilir. Konuşarak her şey yapılırdı. Ve bana çok komik geliyordu. Birisinin ağzından çıkan, üç yüz kilometre uzakta doğmuş başka birine hiçbir anlam ifade etmeyen kelimeler dünyayı yönetiyordu….. İletişim diye bir şey yok. Fazla iyimser bir kavram. Hayatı renklendirmek için.

Güzel Detaylar..

Bir diğer dikkatimi çeken konu ise müzik. Müziğe atıfta bulunan kitaplara ayrı bir hayranlık besliyorum. Özellikle Bowie’nin sık sık anılması ve şarkı sözlerine gönderme yapılması ufak güzel detaylardı. Sex Pistols, Rolling Stones gibi diğer rock gruplarına da atıflar vardı. Ancak bu kadar depresif bir kitapta kesinlikle Radiohead’in de bahsi geçmesini beklerdim. Kitaptaki şiddeti karşılamayabilirdi ama depresifliği ve acıyı şarkılarında çok iyi yansıtan Thom Yorke’u sayfalarında ağırlamasını isterdim Hakan Günday’dan. Kitapla çok güzel ikili olurlardı kanaatimce.

En çok merak ettiğim şey ise Hakan Günday’ın gerçekten bu kadar çok yer gezmiş olup olmadığı. 24 yaşındayken kitabı bitirdiğini düşündüğümde pek ihtimaller dahilinde gelmiyor ama karakterlerin bulundukları mekanı ve zamanın ruhunu o kadar güzel yansıtıyor ki, kendinizi bir sayfada Afrika’nın batı sahillerinde yürürken görüyor, ertesi sayfada Güney Amerika’nın en abuk yerinde buluyorsunuz. Çok etkilendiğini belirtmeliyim.

Belki daha az düşünseydim, dokunabilirdim o sürekli duyguya ama mutluluğun, tatmin olmanın bir göz kırpması kadar kısa sürdüğünü anlamam zor olmadı. Uğruna hatalardan kaçınılacak bir bok değildi mutluluk!

Nasıl mı?

Sonuç olarak kitabı beğenmemin başlıca iki nedeni; yazım tarzının hoşuma gitmesi ve akıcılığının yanında, karakterlerde kendimden kırıntılar görmemdi. Okuduğum kitaplar arasında sayfalarını en çok işaretlediğim, cümlelerin altlarını en çok çizdiğim kitap oldu sanıyorum. “Nefretin kitabını yazabilir misin Abidin?” diye sorsa Nazım Hikmet, hiç düşünmeden Kinyas ve Kayra‘yı gösteririm. Evet biraz abartıyor olabilirim ama aradığımdan daha fazlasını bulmam, bu aşırı duygu patlamalarının en önemli etkeni oldu.

Diğer kitaplarını da okumak için sabırsızlanıyorum…

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.