İlber Ortaylı – Eski Dünya Seyahatnamesi

İlber Ortaylı’nın daha önce üç kitabını okumuş ve aralarından en çok İmparatorluğun Son Nefesi‘ni beğenmiştim. Türkiye’nin Yakın Tarihi ve İlber Ortaylı Seyahatnamesi de nadide ve okunması gereken kitaplar ama İmparatorluğun Son Nefesi kadar etki yaratmamıştı bende. Tarihin ta kendisine odaklanan bir kitap okumak yerine tarihle harmanlanmış bir gezi kitabı okumamı ise son günlerde seyahat etme arzumun tekrar kabarmasıyla ilişkilendiriyorum. Tabi İlber Ortaylı Seyahatnamesi‘nin belleğimde bıraktığı pozitif düşünceler de cabası. Zihnimde bu düşünceler dolaşırken ve Kindle’ımda da Eski Dünya Seyahatnamesi hazır kıt’a okunmayı beklerken bana bir dokunuş kadar yakın olan bu leziz kitaba başlamam zaten kaçınılmazdı. Ben de kaçınılmaz olandan kaçmayıp, bittiğinde gezip görme isteğimi daha da zıplatan bu kitabı birkaç gün içerisinde okuyup bitirdim.

… kendi geçmişimizle ilgi kurmak, etrafla da tanışmak gerek. Bunu başarırsak ne yanlış bir Arap düşmanlığı, ne de İslam Birliği hayali kurarız.

ilber-Ortayli-Eski-Dunya-Seyahatnamesi-ortadogu


Eski Dünya Seyahatnamesi

Öncelikle söylemem lazım ki bu kitap daha çok derleme kıvamında bir gezi yazısı. Giriş kısmında kitabın editörü İsmail Küçükkaya‘nın da belirttiği gibi İlber Ortaylı’yla bu kitabı hazırlamak hiç de kolay olmamış. Hazırlama aşamasında Topkapı Sarayı’nda görev yapan İlber Hoca’yla görüşmek çok zor olduğu için bir yıla yakın bu işle meşgul olmuşlar. Çalışmanın zorluğundan dolayı Küçükkaya hem okuyucuya yakınmış hem de okuyucudan olası hataları için bir nevi özür dilemiş. Her şeye rağmen ortaya çok keyifli bir kitap çıkmış.

Rusya ve Türkiye bugünkü politikacıların kavrayamazlığına rağmen, geleceğin müttefiki gibi görünüyorlar.

İlber Hoca Eski Dünya Seyahatnamesi’nde okuyucuyu çoğunluğunu Ortadoğu ve Akdeniz coğrafyasındaki ülkelerin oluşturduğu bir yolculuğa çıkarıp, bu topraklardaki insanların önceki yaşantıları ve çok daha eski sakinleri hakkında bilgi veriyor, şimdiki sakinleri ile ilgili de kendi fikir ve görüşlerini sunuyor. Şehirlerin ve toplumların tarihi hakkında verdiği bilgiler ve şimdiyle yaptığı kıyaslamalar çok zihin açıcı olsa da, Türkiye’nin dış politikasıyla ve yabancı devletlerle ilişkisiyle ilgili yaptığı bazı yorumları ve siyasi analizleri geçerliliğini yitirmiş durumda. Tabi bazılarını ise yukarıdaki alıntıdaki gibi tam isabetle bildiğini de söylemem gerek. Bu olgu, kitapla ilgili değerlendirmem üzerinde ne pozitif ne de negatif bir etki bıraktı. Dikkatimi çektiğinden ötürü paylaşmak istedim.

Suriye halkı rejimin katılığından bıkmış görünüyor; Türkiye’yi de bölgede barışı sağlayacak ve refahı getirecek bir unsur olarak değerlendiriyor.


Tarih Kitabından Daha Fazlası

İlber Ortaylı Seyahatnamesi‘ni okurken biraz hayal kırıklığı yaşamıştım. Çünkü durağan bir anlatımın aksine daha çok bir yol hikayesi bekliyordum. İlber Hoca gezisini an be an yazıya dökecek ve okuyucuyu da beraberinde götürecek diye düşünmüştüm. Neyse ki bu sefer daha tecrübeli olduğum için daha bilinçli bir okuma yapmış oldum. Beklenti bazen her şey olabiliyor..

Türkler daha çok uzun zaman askeri bir toplum olarak kalmak zorunda. Bunların hepsi bir yana, bölgede asıl olan kültürlerarası savaştır ve bu sona erecek gibi değildir.

ilber-Ortayli-hayati

Bölümün başında da belirttiğim gibi kitabın yapım aşaması İlber Hoca’nın vazifeleri dolayısıyla parça parça ve uzun bir süreye yayılmış. Bunu en çok hissettiğim yer, hocanın bazı fikirlerinin çeşitli yerlerde tekrar ettiği zamanlar oldu. Öğretmenin öğrencisinin kafasına bir şeyi sokmak için defalarca anlatması gibi. Şaka bir yana bu detay çok önemli olmasa da “Aa! Bunu okumuştum sanki daha önce” gibi bir düşünce beliriyor insanın aklında.

Peki Rusya öyle de bizim ülke daha mı farklı? Utanmaz inşaat histeryasıyla hangi şehir ve kasabamızda eski hava kalabildi ki?

Kitapla ilgili bir diğer beğendiğim kısım ise, İlber Hoca’nın yukarıda yaptığım alıntı gibi hiç kimseden sözünü sakınmaması, kendi doğrularını kıvırıp etrafından dolaşmadan direkt olarak söylemesi oldu. Takip edenleriniz varsa zaten biliyordur, katıldığı programlarda da böyle davranır hoca. Durduramazsınız yıka döke ilerler.

Dışarıda pek çevreci geçinen memleketler, dünyanın öbür köşelerinde öyle değiller. Hollanda ve Japonya bunların başında gelir. Kyoto’larını süsleyen ama Amazon’daki yağmur ormanlarını kazıyan Japonların yanında, Hollandalıların da Bahreyn’in su ve istiridye kaynaklarını tüketen sözde çevrecileri…

ilber-Ortayli-Eski-Dunya-Seyahatnamesi-lubnan


Kendime Notlar

İlber Hoca’nın okuduğum diğer kitaplarında da yaptığım gibi altını çizdiğim ve dikkatimi çeken bilgileri de sizinle paylaşmak istedim. İşte o notlardan birkaçı..

  • “Yunan” kelimesi Batı Anadolu’nun klasikteki adı olan îonyalıdan gelir, bütün Şark milletleri ve İbraniler bu tabiri kullanır.
  • Benzeşen diller olmalarına rağmen İbranca ve Arapça’da renk isimleri farklıdır; tek ortak kelime beyaz anlamındaki “leban”dır. Her iki camianın beyaz diye nitelediği ülke; Ortadoğu’da karlı dağlara sahip tek yer yani Lübnan’dır.
  • Dünyaya imparatorluk yönetmeyi, vergi koymayı, askeri denetim, asayiş sağlamayı ve parlak imparatorluk protokolünü eskiçağ ve ortaçağ İran imparatorlukları öğretmiştir.
  • Dünyada büyük devletler içinde daimi temsilci denen kurumu İtalyanlar icat etmiştir.
  • Beyoğlu’nun birçok binası İtalyan ustaların ve onların yetiştirdiği Rum ustaların eseridir. Şehirde bu maddi kalıntıların dışında birçok dil ve alet kalıntısı da vardır. Gemicilik terimleri dışında, İstanbul ve İzmir argosu da İtalyanca deyimlerle doludur. Mantenuta, kapatma-metres karşılığı olarak montinata veya manita diye geçer. “Alırım façanı aşağı” diyen adamların bu kelimenin “faccia“den geldiğini bildiklerini sanmayız. “Bu işin raconu böyledir” diyenlerin, İtalyanca “raggione“den geldiğini belki bilmezler.
  • Unutmayalım; “Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk kapitülasyonlarını Kanuni Sultan Süleyman Han’ın Fransızlara bahşettiği” ifadesi okul kitabı yanlışıdır. 1517’de Yavuz Sultan Selim Han Kahire’ye girdiğinde kendisini karşılayan Akdenizli tüccar koloninin seçilmiş konsolosu olan Katalan temsilcinin elindeki Memluklardan kalma kapitülasyon beratlarını tasdik etmiştir.

ilber-Ortayli-Eski-Dunya-Seyahatnamesi-suriye


Son Söz

Önceki yazılarımda da belirttiğim gibi tarihi oldum olası sevmişimdir. Hep bi’ merakım olmuştur. Öte yandan seyahat etme fikri bile kalp atışlarımın hızlanması için yeterli bir sebep teşkil etmiştir. Bu iki tutkumun bir araya geldiği böylesi kitapları da haliyle büyük bir iştahla okuyorum. Sizin de böyle bir zaafınız varsa mutlaka okumanız gereken bir kitap Eski Dünya Seyahatnamesi. Yazıyı da şu harika iki alıntıyla noktalamak istiyorum.

Nazizm’i işsizler ordusunun değil, işini kaybetmekten korkan küçük burjuvalar ordusunun destekleyip iktidara getirdiği bir tarihi gerçek.

 

Üçüncü dünyanın tarifi ne fakirlik ne endüstrinin gelişmemişliğidir. Üçüncü dünya yarını düşünmeyen toplumlardan oluşur.

Bir Cevap Yazın