Ercan Kesal – Peri Gazozu

Televizyon çok nadir izlerim. Türk dizilerini ise uzun bir süreden beridir izlemiyorum. Sinemaya ise çok yakın olduğum söylenemez. Casual bir izleyiciyim. Neden böyle bir giriş yaptım? Çünkü Ercan Kesal’ın kitabını okuyana kadar film ve dizilerde rol aldığından bihaberdim. Peri Gazozu’na hayran olup yazar hakkında araştırma yapınca fark ettim ne kadar yetenekli ve çizginin dışında bir insan olduğunu. Eminim Ercan Kesal’ı tanımayan benim gibi birkaç kişi daha vardır. O yüzden üzülmeyin, yalnız değilsiniz!

Oğullarını birer birer toprağa veren annelerin ülkesinde, kendi oğlunuzu koklamaktan hicap duymaya başlamışsanız eğer, birbirinizin hayatlarını da fark etmeye başlamışsınız demektir. Bu da iyi bir şeydir. Şimdilik…

Peri Gazozu

Peri Gazozu bir hikaye/öykü kitabı. Ercan Kesal’ın Avanos‘tan başlayan çocukluk ve ergenlik hikayelerinin yanı sıra üniversite hayatını yaşadığı ve siyasi ideolojileri keşfettiği İzmir‘den ve hekimlere zorunlu olan doğu görevini yerine getirirken Anadolu’nun köy ve kasabalarında karşılaştığı insanlarla olan anılarından oluşan bir kitap. Kitabın adı da bu anılarından geliyor. Kitabı adadığı ve çok değer verdiği babası Mevlüt Kesal‘ın ürettiği Peri Gazozu’ndan.

Ercan Kesal, Mevlüt Kesal ve Peri Gazozu

Ercan Kesal, babası Mevlüt Kesal, abisi Erhan Kesal ve Peri Gazozu

Kitabın sizi içine çekmesinin en önemli nedenini, Ercan Kesal’ın da röportajlarından birinde altını çizdiği “okur hikâyelerimi okumak yerine, ‘seyretsin’ istedim” cümlesiyle açıklayabiliriz. Çünkü gerçekten de hikayelerle bütünleşiyorsunuz. Ve bu bütünleştiğiniz insan hikayeleri o kadar iç acıtıyor ki gözyaşlarınız gözlerinizin ucuna kadar gelip geri dönüyor(bana kaç kere oldu inanın bilmiyorum). Belki bu hikayelerle zaten haberlerde veya kendi yaşantınızda fazlasıyla karşılaştığınızdan ötürü size ilgi çekici gelmeyebilir ama okumak ve hatta “seyretmek” ayrı bir tat veriyor.

Ercan-Kesal-Peri-Gazozu

 

12 Eylül Türkiye’si ise, oğullarının tabutunu arayan babaların ülkesi olarak hatırlanacaktır.

Yine de kitap hemen sizi sarıp içine almayabilir. Çünkü dediğim gibi hikayelerden oluşuyor ve hikayeler arasında geçişkenlik yok. Okudukça daha çok benimsiyorsunuz. Benim için öyle olmadı ama bir arkadaşım Peri Gazozu’nu okumaya başladığında -kitabın başlarındaydı- çok etkilenmediğini, normal tempoda gittiğini söylemişti bana. Çok şaşırmıştım çünkü ben kitaba hayran olmuştum. Neyse ki birkaç gün sonra tekrar aradığımda çok daha olumlu yaklaşmış ve kitaptan etkilendiğini söylemişti.

“… En iyi nişancılar Kürtlerden çıkardı hep. Yine öyle oldu. Birincilerin hepsini de doğudaki eşkıya takibine gönderdiler.”
Mükafat izni beklerken, kardeşlerini öldürmeye gönderilen askerler ağlıyormuş giderken:
“Vallah komutan, bizi öldür amma, gönderme.”
“Hepsinin künyesi geldi sonra,” dedi babam hüzünle.

Son Söz

İyisiyle kötüsüyle bizden, Anadolu’dan bir şeyler okumak isterseniz kesinlikle kütüphanenizde yerini alması gereken bir kitap Peri Gazozu. Tüyleri diken diken eden öyküler barındırıyor. Kütüphanenizden çok daha uzun bir süre aklınızın kuytu köşelerinde yer edeceğine hiç şüpheniz olmasın.

Ercan Kesal’ın hayatı ve kitabıyla ilgili çok kısa bir söyleşisini izlemek isterseniz sizi şöyle alalım.

Yok ben daha detaylı analizler okumak istiyorum derseniz Ercan Kesal’ın kendi sitesinde Peri Gazozu’yla ilgili yaptığı derin inceleme yazısını okumanızı tavsiye ederim.

Bir Cevap Yazın