Emrah Serbes – Hikayem Paramparça

 

Emrah Serbes’le tanışma hikayemi Erken Kaybedenler‘de anlatmıştım. Merak edenler ziyaret edip bakabilir. Hikayem Paramparça ise Emrah’ın okuduğum son kitabı. Tarzı ve duruşuyla Emrah her zaman en sevdiğim yazarlardan oldu ve olacak. Hikayem Paramparça da bunun en büyük kanıtlarından biri…

Sen gittin ve herkes ölmeye başladı.

Hikayem Paramparça

176 sayfalık kitabın son bölümü hariç geriye kalan hepsi, Emrah Serbes’in Afili Filintalar ‘da yer alan ve Afili Parçalar adını verdiği yazılarından oluşuyor. 68 tane Afili Parça yazısına ek olarak kitap için özel olarak yazdığı ve ilk kez yayınlanan Galip İşhanı adlı bir de uzun metraj hikaye mevcut kitapta. Kimi yazısı tek cümlelik bir tweet kadar kısayken, kimisi ise 3-4 sayfa sürecek bir hikaye kadar uzun. Hiçbir bölüm arasında da bağlantı yok ve hepsi birbirinden bağımsız. Yani odak noktası tek bir konu değil. Aklınıza gelebilecek her konu hakkında, içinden nasıl geliyorsa öyle yazmış Serbes. Ben kitabı okurken sanki yazarın benimle konuştuğu ve dertleştiği hissine kapıldım. O kadar da içten ve sıcak.

Emrah-Serbes---Hikayem-Paramparca-Arka-Kapak

Emrah yine bir hikayede iç parçalarken başka bir hikayede sanki hiçbir şey olmamış gibi yüzünüzde tebessüm bırakıyor. Bu adam bu işi gerçekten iyi yapıyor. Okuyucusunu, yani bizleri, çok iyi tanıyor. Bizden biri olduğunu her satırda hissettiriyor.

Biz de Mutsuz Olalım Behzat..

Kurtuluş Parkı’nda yaprak dökümü… Hava açık… Yıldızlar yere yakın… Taş atsak bir ikisini düşürebiliriz. “Neden olmaz?” diye soruyorum. “Mutsuz oluruz” diyorsun. “Herkes mutlu olacak diye bir kural yok, biz de mutsuz olalım”

Yukarıdaki kısa gözüken ama çok fazla şey anlatan yazı, 42. sayfada yer alan “o gece” adlı hikayeden alıntı. Behzat Ç ‘de bu cümlenin çok benzeri kullanılmıştı ve Türk televizyon tarihinde izlediğim en iyi sahnelerden biriydi. “Biz de mutsuz olalım” cümlesini ben kapitalizme başkaldırı olarak algılıyorum. Haberlerde, reklamlarda, filmlerde sürekli gözümüze sokulan “hep tüket, en çok sen tüket, tüket ki mutlu ol, çünkü herkes mutlu olmak zorundadır” dayatmalarına bir karşı çıkış sanki.

Bu ve buna benzer o kadar güzel sözler var ki kitapta, hangisini alıntılayıp üzerine kafa yoracağımı bilemedim. Kitabı okurken siz de kendinizi sürekli “evet ya aslında bu açıdan hiç düşünmemiştim ” ya da “bu yazılanlar kulağıma o kadar tanıdık geliyor ki sanki Emrah benim yaşamımdan kesitler sunmuş ” derken bulabilirsiniz. Dediğim gibi Emrah halkın içinden biri. Tek farkımız, aynı ağacın farklı dallarındaki meyveleri oluşumuz.

 

Türkiye yüz parçaya bölünse en son Kürtler ayrılır. Çünkü kafalarında ayrılık fikri var. Ayrılık fikri, Kürtleri Türkiye’ye bağlayan en önemli unsur. “İntihar fikri olmasaydı canıma kıyardım.” diyen Cioran gibi. İnsan tepesi attığı zaman canına kıyma ihtimali olduğunu bilmeli, bunu bilince yaşamaya devam etmek kolaylaşır. Kürtlerin de tepeleri attığı zaman bu memleketten ayrılabilecekleri ihtimalini bilmeleri lazım. Bu ihtimal ellerinden alınmaya çalışıldığı için kan gövdeyi götürdü ve götürecek.

Son Söz

70’e yakın farklı hikaye olması yazarın tekrara düşebileceği ya da okuyucunun odaklanmada zorlanacağı, akıcılığın kaybolacağı izlenimi yaratabilir. Ancak Emrah her bir hikayede yüreklerimize dokunuyor. Okurken sayfalar akıp gidiyor. Sonra bir bakmışsınız ki kitabın yarısındasınız. Hikayem Paramparça, okuduğunuza asla pişman olmayacağınız ve Emrah Serbes’i biraz daha sevmenize neden olacak bir kitap.

Bir Cevap Yazın