Emrah Serbes – Erken Kaybedenler

 

Emrah Serbes‘le tanışma hikayem çoğunuzla aynı, Behzat Ç. Ülke tarihinde yapılan en iyi televizyon işlerinden biri, bana göre en iyisi(Leyla ile Mecnun da var tabi ama Behzat bi’ tık önde benim için). Diziyi izlerken ne Behzat’ın kitaplarından haberim vardı ne de Emrah’tan. Arkadaşım sayesinde varlıklarından haberim oldu ve dizi bittikten sonra da Behzat Ç.’nin iki kitabını da bir çırpıda okudum. Ardından arayı fazla açmadan Erken Kaybedenler ve Hikayem Paramparça da Emrah’ın okuduğum kitapları arasına eklendi. Hakkında birkaç kelam edeceğim kitap ise adı gibi kaybedenlerin hikayesi…

Erken Kaybedenler

Erken Kaybedenler’de ergenliğe girmiş veya ergenliğin kıyısında olan 8 erkek çocuğun, keder ve acılarla örülü hayatları 8 farklı hikayede anlatılıyor. Hikayeler oldukça tanıdık. Neden mi? Çünkü Emrah Serbes hikayelerinde seni beni anlatıyor. Sokakta oynadığımız topu, ettiğimiz küfürleri, kız meselelerini, ana-babayla edilen kavgaları… Hayatınızdan parçalar buluyor oluşunuz kitaba ayrı bir güzellik katıyor.

Hüzün ve dram kitabın geneline hakim olsa da Emrah yer yer güldürmeyi çok iyi başarmış. Üzüntüden yerin dibine girmek istediğiniz anlarda gelen bir diyalog veya olay hemen modunuzu değiştirip size kahkaha attırıyor. Bu kitabın okunabilirliğini de arttırıyor. Bir diğer etken de akıcı ve sıkmayan bir dil kullanıyor olması. Bazı hikayelerin konusu fazlasıyla duygu yüklü olsa da kitap hikayeler kadar ağırlaşmıyor bu sayede.

Emrah-Serbes-Erken-Kaybedenler-Arka-Kapak

Bir de Erken Kaybedenler’de sokak dili, yani küfür, bolca kullanılmış. Emrah Serbes’in de konuşma tarzı böyledir aslında. Televizyonlarda ve röpotajlarında gördüğüm kadarıyla yapmacık bir naziklikten uzak durarak daha samimi bir şekilde, arkadaşıyla konuşuyormuş gibi derdini anlatıyor. Bu durum dolayısıyla kitaba da yanmış. Kimisi eleştiriyor bu durumu veya abartılı buluyor. Sanırım sokağa hiç çıkmamışlar bunları düşünenler. Ya da çocukken kim olduklarını unutmuşlar. Küfür hepimizin hayatında var. Bunu görmemek veya yok saymak onun orada olduğu gerçeğini değiştirmez.

Çünkü büyüdükçe arzularım küçüldü, şaşkınlıklarım küçüldü, beklentilerim küçüldü. Büyüdükçe öyle bir küçüldüm ki içimde taşacak bir şey kalmadı. Büyümenin bir bedeli varsa işte bu; yarım metre uzadım, yirmi kilo aldım ve dünyadan vazgeçtim.

Son Söz

Yerli “Çavdar Tarlasında Çocuklar” demek belki çok iddalı olur ama her bir hikaye kendi Holden Caulfield‘ını barındırıyor. Samimi dili, hepimizin hayatından birer kesit sunuşu, gerçekçiliğiyle kesinlikle okunmayı hak eden bir kitap Erken Kaybedenler.

Bir Cevap Yazın