Stefan Zweig – Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Stefan Zweig’la tanışmamız Satranç kitabıyla olmuştu(çoğunuzun da eminim öyledir). Yanılmıyorsam ortaokuldaydım. O zamanlar ne okuduğumun pek farkında değildim. Ona rağmen çok etkilenmiştim, net hatırlıyorum. Kitaptaki karakterin heyecanı ve psikolojisi beni kendine çekmişti. Ardından yıllar geçti ve üniversitede yeniden okudum. Bir kez daha, bu sefer çok daha fazlasıyla, etkilendim. Böylesi sade bi’ anlatımla nasıl olurdu da bu kadar derine inilebilirdi, olacak şey değildi. Bunun tesadüf olamayacağını düşünerek Olağanüstü Bir Gece kitabını da satın alıp okumaya karar verdim. O da Satranç’la aynı etkiyi bıraktı. Sanki kitabı tek başıma okumuyor, o günü karakterle beraber yaşıyorduk. Farklı duyguları yekvücut beraber tadıyorduk. Zweig’ın mürekkebinin tadını almıştım artık. Daha da okumalıydım. Arayı çok da fazla soğutmadan birkaç ay içerisinde Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’na başladım. Başladığım gibi de bitirdim. Bende nasıl hisler uyandırdığını bir kez daha anlatmama gerek yok sanırım. Yukarıdaki açıklamalarım bu kitap için de aynen geçerlidir.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu’nun benim için bir diğer özelliği de yeni aldığım Kindle‘ımla ilk okumamı yapmış olmamdı. Uzun bir otobüs yolculuğunda rahat bir şekilde birkaç saat içinde bitirdim kitabı.

Bekledim, bekledim, seni kaderimi beklercesine bekledim.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Stefan Zweig - Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, adını hiç öğrenemediğimiz bir kadının -bence psikolojik rahatsızlık derecesinde- ömrü boyunca saplantıyla aşık olduğu ama hiçbir zaman açılmadığı bir adama yazdığı bir mektuptan oluşuyor. Kitaba bu açıdan uzun öykü demek de yanlış olmaz. Anlatılan aşk o kadar derin, karakter o kadar gerçekçi ki kendinizi aynı acıyı çekiyormuş gibi hissediyorsunuz. Her satırda kalbinize sanki bir bıçak darbesi daha yiyorsunuz. Kuşkusuz bu gerçekçilik Zweig’ın kaleminin başarısı. Sadelikte muhteşem bir görkemi yakalamayı başarıyor.

Zweig’la ilgili beni en çok şaşırtan bir diğer şey de kadının kafasının içini çok iyi aktarması oldu. Bu nasıl olabiliyor gerçekten anlayabilmiş değilim. Bir erkek bir kadının gözlerinden nasıl bu kadar iyi görebilir? Hayranlık uyandırıcı…

…yine yalnız olacağım. Ve insanların arasında yalnız olmaktan daha korkunç bir şey yoktur.

Son Söz

Çok kısa ama dolu dolu bir kitap Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu. Bundan sonra Zweig’ın bütün kitaplarını okumaya çalışacağım.Çoğu kitabını da Kindle‘ıma yükledim zaten. İnanılması güç bir yeteneğe sahip. Özellikle şu şu kitaplarını okuyun diyemeyeceğim. Bence hepsine şans verilmeli.

Kitap bittiğinde ise aklıma bir soru takıldı. Bu aşkın gerçekliğini sorguladım. Acaba takıntıdan mı ibaret yoksa son derece temiz ve saf bir aşk ve biz bu aşkı anlayamayacak kadar kirli miyiz? Bunu sanırım hiç bilemeyeceğim.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.