Alex Garland – The Beach (Kumsal)

İngilizce olarak okuduğum ikinci kitap oldu Kumsal (The Beach). Kitabın yazarı, aynı zamanda çok başarılı filmlerin senaryosunda da imzası bulunan Alex Garland. Ex Machine, 28 Days Later,  Sunshine‘ı izleyenlerin biliyor olması lazım. Fakat ilginçtir, Kumsal’ın sinemaya uyarlanma aşamasında ufak dokunuşlar dışında hiçbir katkısı olmamış. Trainspotting‘den tanıdığımız Danny Boyle‘ın yönetmen koltuğunda oturması sanırım bunun en büyük sebeplerinden biri. Film hakkındaki bu ufak bilgilendirmeden sonra kitaba dönelim.

Kitabı alış hikayem bu sefer The Perks of Being a Wallflower‘dan biraz farklı. Yine İngiltere’de bulunduğum sıralarda aldım kitabı. Ama arka kapak yazısı ve gazetelerden yapılan kitabın ne kadar muhteşem olduğuna dair alıntıların etkisiyle oldu bu sefer. O zaman ne Alex Garland‘ı tanıyordum ne de kitabın bu kadar eski olduğunu biliyordum. Filminden de bir haberdim. Hatta kitabın yeni çıktığını ve bestseller‘a aday olduğunu bile düşünmüştüm. Her neyse, gel zaman git zaman kitap kütüphanemde derin bir uykuya daldı 3 yıl boyunca. Bu 3 yıl içinde kitabın beyazperdeye aktarıldığını öğrenip filmini bile izledim ama kitaba elim gitmedi. IELTS hazırlıklarım kapsamında pratiğimi arttırmak amacıyla ne yapsam kardır diyerek okumaya başladım. Ve bitirdikten hemen sonra da bu satırları yazmak için hazırlıklara başladım.

Kumsal (The Beach)

Kumsal

Kitap, başkarakterimiz Richard ‘ın ailesinden ve ülkesinden(İngiltere) kaçmak amacıyla Tayland‘a gelişiyle başlıyor. Henüz 20’lerinin başındaki bu “backpacker” Kuala Lumpur’da gezinerek bolca vakit öldürüyor ve monoton hayatına biraz da olsa heyecan arıyor. Bu heyecanı da hiç beklemediği birinden, yan odasında kalan bir İskoç’tan buluyor. Kendisine Duffy takma adını takan bu İskoç, Richard’a cenneti bulacağını vaat ederek bir adanın haritasını veriyor ve bileklerini keserek intihar ediyor. Bu duruma şüpheyle yaklaşsa da Richard, motelde tanıştığı ve hemen diğer yan odasında kalan, kendisiyle yaşıt, bir Fransız çifti de ikna ederek bu vaadedilmiş toprakları bulmak üzere yola çıkıyor. Hikaye de buradan itibaren hız kazanıyor ve sizi hiç sıkmadan sonuna kadar götürüyor.

Think about a lagoon, hidden from the sea and passing boats by a high curving wall of rock. Then imagine white sands and coral gardens never damaged by dynamite fishing or trawling nets. Freshwater falls scatter the island, surrounded by jungle–not the forests of inland Thailand, but jungle. Canopies three levels deep, plants untouched for a thousand years, strangely colored birds and monkeys in the trees. On the white sands, fishing in the coral gardens, a select community of travelers pass the months. They leave if they want to, they return, the beach never changes.

Alex Garland’ın Kumsal’daki Başarısı

Fransızları da yanına alan Richard’ın adaya ayağını basmasıyla serüven başlıyor. Adaya çok kolay adapte olduktan sonra grubun bir parçasına dönüşüyorlar. Adada ise tam bir komün hayatı yaşanıyor. Herkesin belli başlı görevleri var. Ahçılıktan tutun da marangozluğa kadar değişik tipte işler mevcut. Verilen görev ne kadar sıkıcı olsa da yapılmak zorunda. Herkes hayatından son derece memnun olduğu için de genelde bu görevler itiraz edilmeden her gün yapılıyor.

Garland’ın karakter ve hikaye yaratma başarısı da tam olarak bu noktada ortaya çıkıyor. Yapılacak işlerin her gün aynı olması ve tekrarlanmasına rağmen Richard’ın meraklı ve maceracı ruhu sayesinde hikaye hiç olduğu yerde durmuyor, sürekli yeni bir şeyler keşfetmenizi sağlıyor. Ben tek bir sayfa hatırlamıyorum yine mi ya dediğim.

Kumsal (The Beach)Bölümlerin Kısalığı Okumayı Kolaylaştırıyor

Bunların yanı sıra kitabı üçer dörder sayfadan oluşan bölümlere ayırarak yazmış Garland. Bu çok fazla tercih edilmeyen, ama okuyucuyu kitaba bağlayıp kitabı elinden bırakmasını zorlaştıran bir teknik. Kendinize “Amaan üç sayfacık ya şu bölümü de okuyayım! Dur bir tane daha okuyayım” diye diye kitap bitiyor. Momentumu hiç kaybetmiyorsunuz.

Kumsal (The Beach)Kitap vs Film

Evet kitabın Danny Boyle yönetmenliğinde çekilmiş bir de filmi var. Hangisi daha etkileyiciydi diye sorarsanız sanırım kitap bir adım daha önde. Hikaye akışı bazı yerlerde farklılık gösteriyor. İkisinde de çok çarpıcı anlara tanıklık ediyorsunuz ama hayalgücünüzün ve kelimelerin gücü görselliği yeniyor.

Dipnot: Ekşi‘den edindiğim bilgilere göre filmin çekildiği ada turistlerin uğrak noktalarından biriymiş. Ama bu adada 1 gecelik, o da çadırda olmak koşuluyla, konaklama dışında kalıcı olarak yerleşmeye izin vermiyormuş Tayland Hükümeti.

Kumsal’a Veda

Kumsal, akıcılığı ve heyecanı sayesinde haftasonu okuması veya uzun uçak yolculukları için tavsiye edebileceğim kaliteli bir kitap. Cennetin cehenneme dönüşme hikayesi. Ne yapıp edin bu kitabı okuyun diyemem ama pişman olmayacağınızı garanti ederim. Yalnız maalesef ki Türkçe çevirisi için internette arama yaptım ama tek baskı Epsilon Yayınları’ndan yapılmış ve o da her yerde tükenmiş olarak gözüküyor. Umarım yeniden basılır. O zamana kadar okumak için tek çare İngilizce versiyonunu edinmek olacak.

Alex Garland’ın da hayalgücüne saygı duymamak elde değil. Sadece kitaba ithafen yapmıyorum bu yorumu, senaryoları da zaten ortada. Bulunduğumuz çağda böyle bir yaşam ortamı imkansız ve ütopik gözükse de belki vardır, kim bilir..

Trailer

IMDB

Bir Cevap Yazın